Bir uçurum derinliğinde sevdam
bir kuyu gibi karanlık kördüğümüm
duvara çarpan isyan gibiyim adeta
bir uçurum kördüğüm duvar ve isyan
anla halimi be sevdam
Duydum dedi ki
Ne kadar kendimi kandırsam boş
Sağım hüsran solum hüsran
Ruhumun azabı dinmek bilmez
Siz bakmayın benim allah deyişime
Sen ey çocuk korkma benden
bir yandan korkuyorsun
bir yandan bana özeniyorsun
ne kork benden adice
ne de bana özen asilce
yitirme sakın gözlerindeki pırıltıyı
Duygular,
adları konmadan önce de vardı;
kelimeler onları
sonradan yakalamaya çalıştı.
Bu yüzden hep
biraz eksik kaldılar.
Bir damla gözyaşıyla başlar bazen,
Bir gülüşte saklanır koca bir hikâye.
Kalbin kıyısında gezinen fısıltılar,
İçimizde büyür adını bilmeden.
Sevda gibi gelir ansızın umut,
Bir sancak yükseldi ufukta, yürekler titredi ansızın,
Adaletin, hakikatin, onurun çağrısıydı bu kızgın.
Yürüdü bir yiğit, gölgesi düşman ordusundan geniş,
Davası vardı; ekmekten kutsal, hayattan daha serin bir iç.
Ne altın için yürüdü, ne taht, ne de şan isterdi,
Dedim ve dedi ki
Öldüğüm ne gömüldüğüm ne bilmiyorum
Öyle bir evredeyim ki
içimde ki şer güruh git gide uyanıyor
içimde ki ilah git gide ölüyor
Yeni bir görev var.
Su diliyle kodlama yapılacak.
Şifreyi çözen suyla yıkanacak.
Arınma için bir yıkanma yeter.
Centilmenlik yasası konuşur.
Ölümün el yazısı
Tepe taklak insan
Hayatın yüzü
Araftan uzak
Kapanmayan dershane
Labirent zihin
Değişmek istiyordum
Öyle bir değiştim ki anlatamam
Gel tanı tanıyabiliyorsan
Beklemediğim bir değişim oldu
Kötüye gittim anlayacağın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!