Dışarda deli bir rüzgar var
elimde yine sigara
bu akşam istanbul ağlıyor
diyarbakır yine bir sevda
bir mucize olsun isterim
tüm hesaplarımın dışında
Şimdi bir şiir yazasım var
deli bir sevda yüküyle
ama prangalardan kurtulamıyorum
gökyüzüm yine duvarlar ardında
ve yine ben tutsağım
yine bir deli hasretle yanıyorum
Virane bir han gibiyim
gül halimden eser kalmamış
sevdam susmuş yara gibiyim
bir elveda ömrüm raydan çıkmış
Baş ucumda mevsimlik bir bahar uykuda kalmış
Demir parmaklıklar çizdi ufkumu,
Gökyüzü şimdi bir kare kadar.
Dışarıda rüzgâr özgürce eserken,
İçimde sessiz bir fırtına var.
Ellerim değmez artık sabaha,
Dağların gölgesinde başlar hikâyem,
Rüzgâr taşır eski zamanlardan sesimi.
Ben bir dengbêjim, yitik bir öykünün taşıyıcısı,
Her kelimem bir ağıt, her nefesim bir tarih.
Taş yolların sessizliğini dinlerim,
Ölenle ölünmez, dedi.
Hayatsın, gidersen ölürüm, dedim.
En güzel hikayemdi, bitti.
Benden giderken bile onu sevdim.
Ahengi var, adaleti yok dünya.
Tarihle aşkı yazıyorum,
kronolojiyi bozan
bir duygunun izini sürerek.
Çünkü aşk,
takvimlere sığmaz;
ama her çağı değiştirir.
Devrim gülüşün ağırlığında
Tüm duvarları yıkan
Hem de bir kucaklaşma gibi
Prangalara pas vuran
Hasret her hücreye direnç
Avutulamam yokluğunla gülüm
Sensizliği bilirim bir bana zulüm
Baharı ver bana şiir olsun düşüm
Aşksızlık dolu muhabbete küsüm
Gül güzeli sevdiğim sensin devrim misali
Ey Dicle!
Sen yalnız bir nehir değilsin,
Bir milletin hafızası,
Bir medeniyetin nabzısın!
Çağlarsın Mezopotamya'nın kalbinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!