Gidişim bir şiir olsun istiyorum
bir aşk şiiri olsun mesela celladım
aşktan ölen şehittir aşıklara bu yakışır
gündüzüm gül olsun istiyorum
gecem yine ay kalsın
sonbaharda yapraklarım dökülsün
Gidiş yolundayım hala
Geri dönemedim bir türlü
Yol bitmedi acı eskimedi ki
Geri döneyim bir tanem
Bir zindanda gibiyim
Gitmek nasıl bir şey bilir misin
Gitmek bir an yoldaş bulmaktır kendine
Ya da yoldaş olmaktır başka birine
Ya da kucaklaşmaktır hasret esintisiyle
Giderken çalan her şarkı senindir
Ölüm nedir ki yanmanın yanında
Öyle bir yanmak ki
Bin ölüm saklar bağrında
Git yanana sor aşkı durma
Git sor ki anla
Bir düşünceydi önce aşk,
varlığın içindeki ince bir titreşim,
bir “neden varım” sorusunun kalpte yankısı.
Sonra sen geldin.
Ve bütün kavramlar ete kemiğe büründü —
Sustum... bir sembol çizdim geceye,
Ne harf, ne ses… bir işaret sadece.
Anlayan yoktu, bilerek çizdim,
Her çizgide kendimi gizledim.
Şifreydim ben, çözülmemek üzere,
Delilik gizli bir öznedir akıl dolu sırrı gizde saklı
Akıl kalıp tutar delilik su gibi akar kalıp tutmaz
Delilik hürriyet ister bağımsızlıktan alır ilhamını
Gün geçmez gün biter insan gibi sabah ve akşam
Yalnızlığı hüner bilen insan kutsayabilir yalnızlığı
Yalnızlığı seven bir insan yeterince yalnız olmayabilir
Göç mevsimindeyiz yine
Nerden geldik nereye gidiyoruz
Bize şiirler ısmarlamadı hayat
Kalbimizde ağır hasar kaydı
Gökyüzü dökülür içime her akşam,
Bir tutam serinlik, bir avuç hayal.
Bulutlar geçerken sessizce önümden,
Kalbimde rüzgâr, sözümde melal.
Yıldızlar titrek bir şarkı söyler,
Karanlığın içinde yürüdüm,
Her adımda yıldızlara değdi yüreğim.
Sessizlik, kadim bir sır gibi
Kulağıma fısıldadı:
“Aradığın senin içinde.”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!