Pasur’un rüzgârında ince bir hüzün yürür,
Tepelerin gölgesine yaslanmış eski bir çağ gibi.
Taşların hafızası var burada—
Konuşmazlar, ama her susuş bir insan ömrü kadar derin.
Zamanın saklı bir kuyusu Pasur,
Alnına düşen o incecik, ipekten gölge,
Sanki yüzünde keşfedilmemiş gizli bir bölge.
Rüzgâr her estiğinde savrulan o perçemler,
Ömrüme baharı getiren en zarif demler.
Gözlerin, o siyah tellerin ardından bakar,
Bir daire çizdim, uçsuz bir düş,
Başladığım yere hiç varamadım.
Çünkü her dönüşte,
Bir sayı daha fısıldadı evren kulağıma ve sustu.
Bir sessizlik vardı, dairenin içinde,
Ayak bileğimde zaman ağır,
Paslı demirle ölçülür gün.
Her adım, taşta yankılanan bir ömür,
Ve her gece, içime çöken bir hüzün.
Pranga eskitirim sessizce burada,
Sen öyle diyorsun da yarim
ben zindanlardan uzak kalamadım
prangalara vurulmadan yapamadım
aşksın sen zindanımda prangalarca
Neden bu zindanlar bu prangalar
Gecenin ucunda sessiz bir çığlık,
Dökülür yıldızlar, içimde fırtınan.
Bir zincir gibi çökmüş omzuma yokluk,
Adını anarken titrer dudaklarım.
Sana susmak bile yangınken artık,
Öyle bir uzandım ki sana
inan unutmuştum yaralı olduğumu
sonra yaram sızladı
o an mutluluğum prangalara boğuldu
Öyle bir sarıldım ki sana
Büyük birader'in gözü, her yerde, her an,
Düşünce Suçu kol gezer, yasaklar her yalan.
Gerçek bükülür, tarih yeniden yazılır,
Sözlük küçülür, özgürlüğe yavaşça sızılır.
Çift düşün denir, akla sığmayan bir hal,
Sana söyleyemediklerim birikir içimde,
Bir çiçeğin açmadan solması gibi sessiz…
Her sabah, adını anarak başlarım güne,
Ve her gece, gözlerini düşlerim, gizli gizli.
Bir rüzgar eser kalbimde, senden yana,
Her sanatçının süslemesi vardır.
Sanatta ustalık süslemede saklıdır.
Sanatçı süsler, sanat olur, baki kalır.
Monotonluk sanatı eksik bırakır.
Bir ressamın resminde süslemesi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!