Edebiyatla başlar her şey,
bir kelimenin
yerini aramasıyla.
Henüz söylenmemiş bir cümle
kalpte dolaşır,
akıl susar.
Senden benden mısralar aşk yüklü
eflatun seli bir seher yeli hatıra
Şaraba yüklenmiş sorumluluk ağır
Meyhaneler köpürür sitemler dalgalı
Geceler anlatsın seni Efulim,
Ay bile solgunken ben hep karanlık.
Adını içimde yazarım efulim,
Sensiz her adımda olurum eksik.
Yüreğim küserken her güneşine,
Bir ülkede çocuklar doğar,
Göğe uzanan sorular gibi.
Ama her soru bir cevap bulmaz;
Her kalp, bir cana yurt olacak kadar
Derin değildir aslında.
Bir kırlangıcın uykusunu düşün
Sonra en güzel düşler senin
Yüreğinde sızlayan bir aşk olacak
Prangalar paslı hasret senin
Bir pervanenin yanışını düşün
Zihin, kendi gölgesini yutan bir labirenttir,
ve ben o gölgenin içinde yürüyen bir yankıyım.
Rüyalarımın diliyle konuşur dünya,
ama anlam, çoktan suya karışmış bir kelimedir.
Bir ağaç düşünür — kökleri bulutlarda,
Sessiz bir akşamın eşiğinde,
zihnimde yürüyen ayak sesleri var.
Her adım, unutulmuş bir sorunun yankısı,
her iz, görünmeyen bir kelimenin ağırlığı.
Bir fikir düşer kalbime,
Karanlıkta parlayan binlerce yıldız —
ama gökyüzü değil bu,
zihnim.
Her nöron bir evren,
her sinaps bir şimşek;
Bir gün yürürken yollar düşündürdü
İçmişim lakin kafam içmeden de güzel
Bir taş buldum seslendim o da yürüdü
Gece siyah gece karanlık bir bana özel
Olmuştur diye bir kaç güzellik düşündüm
Duvarlar prangalar
Mahkumun kader ortağı
Yol uzun yangın büyük
Görüşme gününe gelen olmaz
Hasret gönül tetiğini yoklar
Zifiri gece bir şarkı söyler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!