Biz ne zaman kazandık ki ubey
Ne zaman gerçekten yaşadık
Bak aldığımız nefes bile bir sır
Ne zaman elimize bir gül aldık
Hep ustura ağzında kanamadık mı
Dört duvar arasında prangalar eskittik
Ben hiç uçurtma uçuramadım
Ama hep bir uçurtma çizdim
Mahpushane duvarlarına
Çok sürgün gördüm
Her bir sürgünde
Yüreğimi taşıdım sonsuzluğa
Üşüyorum yine cehennem yamacında
adın ile yüreğim dağlanıyor sevgili
gül yüzüne hasretim yokluğunda
yağmur damlasında arıyorum seni
Bir hasret ki uyandı bende
Kaybolmaktayım ararken benliğimi
Ufuktaki varlığıma hiç benzemiyor
Ah yoksa bu yokluğumun kendisimi
Ufkumun yalnızlığı varlığımı eziyor
Yaşarken ölürüm ölüm hayatın ibadetidir
Kaç zindan giremedi
gözlerin var yüreğimde
kaç pranga eskitemedi
adın var yüreğimde
Zindanlarca hasretim sensin
Kadın
Hürriyet Gül Sonsuzluk
Hani şimdi anlatmak zor
Seni sizleri
Hangi mevsimi incittim ki ben
Böylesine hep yara aldım
Hangi gül incindi ki benden
Böylesine hep yara kaldım
Ceset ceset dolaştım sokakları
Tanıyamıyorum kendimi
ayna yine aynı ayna
ama bu yüz bu tebessüm
zamansız bir mekan gibi
sınır yok boyut sonsuz
bir adım ötesi uçurum hani
Adam sevdiği kızın gözlerine bakar
Kız sevdiği adama sorar
Neden bana böyle bakıyorsun
Adam cevap verir yaşıyorum der
Kız tekrardan sorar bir çift gözde esir olmak mıdır yaşamak söyle
Adam senin o esaret dediğin için
Gönül dile gelse bir konuşsa
neler söyler nazlı yare
nazlı yar huzuruna çağırsa
gönül demlenir hasretle aşkla
Senden bir şey kaldı mı diye sorsa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!