Bir düşünce düştü geceye,
Karanlık, kendi anlamını arıyordu.
Zaman, yorgun bir tanrı gibi sustu;
Ve ben, var olmanın ağırlığını dinledim.
Her nefes, bir soruydu evrene,
Bir başlangıç var mıydı gerçekten?
Yoksa başlangıç dediğimiz şey,
Sonsuzluğun kendi üzerine kapanan bir halkası mıydı?
Evren nefes aldı bir an,
Ve o an hâlâ sürüyor —
Bir sabah uyandım,
Ve her şey yerli yerindeydi —
Yalnız ben, bir anlam arıyordum
Kendini saklayan bir anlamın içinde.
Ağaçlar sustu,
Bir bakış —
zamanı eğen bir kıvrım,
bir an, sonsuzluğa açılır.
Kalp, kendi sınırını unutur,
ben, ben olmaktan vazgeçerim.
Güller, günlerin omzunda soluyor,
Her sabah bir başka sessizlik doğuruyor içimde.
Zaman, ellerimizden süzülen bir su —
Ve biz, birbirimize tutunmaya çalışan iki dal.
Aşk, bir varlık sorusu belki de:
Şimdi gözlerimi kapıyorum
Ve ya kapadım
Hiç bir dalı tutmayan hakikat
Hep bir geç ölüyorum ölüyoruz
Var olmanın yok hali aşk
En güzel hal yine aşk
teslimiyet mesela canlar
Aşka eren
Kendini bilendir
Ve kendini bilen
Ruhumda bir bahçe var — solmuş güllerle dolu,
her biri bir günahın, bir özlemin anısı.
Zaman, paslı bir bıçak gibi işler kalbime,
ve her hatıra, yavaşça kanar gecede.
Bir zamanlar güzelliğe inanmıştım,
İnsan neyse o değildir,
Çünkü önce vardır, sonra kendini çizer.
Yoktur doğuştan yazılmış bir kader,
Sen yazarsın özünü, her yeni seher.
Tanrı sustu, boşluk kaldı geriye,
Aşk,
belki de ruhun kendine sorduğu
en eski sorudur:
“Ben kimim
ve kimde tamamlanırım?”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!