Kimse ama hiç kimse
anlatamadı bana ölümü
ben yaşayarak anladım ölümü
toprağa düşerken bile
soldurmadım gülümü
ben gülümü hep yüregimde sakladım
Gecenin kalbinde adını sayıklar
Yalnızlığım ince bir tel gibi titrer,
Bir yıldız düşer sensiz göğüme,
Ah, hangi düş gerçek, hangisi bekler?
Gözlerin bir zamanlar limandı,
Gökyüzü bir yorgan, yıldızlar iğne,
Gece fısıldar usulca, kalbin eğne.
Rüzgar taşır hayalleri, sessizce akar,
Ay ışığında dans eder, ruhun bir bahar.
Dağlar uzanır ufka, dimdik ve mağrur,
Gece uzun,
ben daha uzun bir yalnızlıktayım.
Duvarlara yaslanan gölgem
benden önce yoruluyor,
ışık bile kalmak istemiyor bu odada.
Kaldığın yer hâlâ sıcak
bir anının küllerinden;
dokunsam,
gözlerindeki eski bir gülüş
parlayacak sanıyorum.
Bir yıldız düştü kalbime bu gece,
Sessizdi, ama bin kelime gibiydi.
Gökyüzü sustu, rüzgâr bile dinledi —
Bir an, her şey sen oldun içimde.
Bir gülüşün yankısı kaldı zamandan,
Geceye fısıldadım adını sessizce,
Yıldızlar duyar mı dedim içimden.
Rüzgâr bile sustu gidişinle,
Kaldım bir yarım cümle gibi ezberden.
Ay ışığına sarıldım, yokluğunda,
Yıldızlar sarkarken gecenin saçından,
Adını söyledim, usulca,
Bir düş gibi süzüldü dudağımdan,
Sanki rüzgâr bile seninle yumuşadı.
Ay, göğün gözyaşıydı belki o an,
Bir yıldız düştü içime bu gece,
adı sensin — parladı, sustu, kaldı.
Rüzgâr bir an dokundu saçlarıma,
sanki sen geçtin uzak bir hatıradan.
Zaman, yavaş bir nehir gibi akar,
Bir geceydi, yıldızlar bile susmuştu,
Göğsümde yankılanan eski bir vuslattı.
Rüzgar, adını fısıldıyordu dallara,
Bir zamanlar sevdiğim, şimdi hayal olan sana.
Ay, dudağında unutulmuş bir öpücük gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!