Üşüyorum yine cehennem yamacında
adın ile yüreğim dağlanıyor sevgili
gül yüzüne hasretim yokluğunda
yağmur damlasında arıyorum seni
Bir hasret ki uyandı bende
Kaybolmaktayım ararken benliğimi
Ufuktaki varlığıma hiç benzemiyor
Ah yoksa bu yokluğumun kendisimi
Ufkumun yalnızlığı varlığımı eziyor
Yaşarken ölürüm ölüm hayatın ibadetidir
Gecenin kıyısında adını fısıldıyorum,
rüzgâr duyuyor da sen duymuyorsun;
yıldızlar omzuma düşüyor tek tek,
sensizlik ağır geliyor.
Bir fincan çayın buğusunda yüzün,
Gözlerin yokken sönüyor gece,
Ay bile eksik, yıldızlar sönük.
Bir adın kalmış şiire hece
Bir yerinde, hep kanar, hep kırık.
Dudaklarımda suskun bir hece,
Hangi mevsimi incittim ki ben
Böylesine hep yara aldım
Hangi gül incindi ki benden
Böylesine hep yara kaldım
Ceset ceset dolaştım sokakları
Kalbimin en derin yerinde bir iz,
Ne rüzgâr siler, ne zaman silmiş.
Adınla yanar o kara deniz,
Süveydam orda… kimse bilmemiş.
Ne yemin eder, ne inkâr eder,
Yüzleri yok, yalnız mühürleri var,
Bir harita çizerler karanlıkta gizlice.
Altınla örülmüş görünmez bir duvar,
Yasalar eğilir onların dizine.
Bir söz eder, kıtalar titrer,
Tanıdım geceyi
Benden daha ak
Cehennem de neymiş
Benden daha soğuk
Uzat ellerini gözyaşlarıma
Gözlerime bak
Tanıyamıyorum kendimi
ayna yine aynı ayna
ama bu yüz bu tebessüm
zamansız bir mekan gibi
sınır yok boyut sonsuz
bir adım ötesi uçurum hani
Taşların arasında yankılanan bir sessizlik var,
Ne ölümün, ne doğumun sesi —
Zaman bile diz çökmüş bu avluda,
Çünkü hakikat konuşmaz,
Sadece bekler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!