Sen kimsin biliyor musun
Sen uğruna şiir yazmaktan çok
Uğruna yanmak istediğimsin
Ve sen uğruna yanarken
Her haline şiir yazmak istediğimsin
Senin güzeller güzeli şiir halin
Bir yola çıktım — ne başı belli ne sonu,
kum taneleri gibi dağılıyor anlar avuçlarımdan.
Her adımda bir iz bırakıyorum,
ama rüzgâr, benden önce varıyor menzile.
Sordum göğe: “Yol nereye varır?”
Sinir uçlarım da bir hayatın serzenişi
Keşmekeş halimden kalma
Yol ayrı mı daha kaç hayat eder
Bir şiirlik canı olan sevda değil bizim ki
Neler yazdık kendisine yetmedi
Bu aşkın ucunda kaç can var
Bir akşam sessizliğine karıştın,
gökyüzü mor bir anı gibi asılı kaldı.
Rüzgâr bile adını fısıldıyordu,
her esişinde biraz daha eksildim ben.
Gözlerin…
Gün dönerken usulca akşama,
Rüzgârda biriken eski zaman,
Kalbimde bir sızı, bir yudum hüzün,
Yine adını anıyor her liman.
Gökyüzü mor, bulutlar yorgun,
Söylemeden sevdim seni,
Bir bakışta, bir gülüşte saklı.
Kalbim, adını ezberlemiş gibi,
Her atışta sen varsın artık.
Bir yolum vardı sana çıkan,
Bir düşünce çırpar kanadını,
zihnin karanlık ormanında.
Küçücük bir korku,
bir kıvılcım — sonra yangın.
Bir bakış, bir kelime,
Rüzgârın içimde gezdiği yerde,
Bir adı fısıldar: Sen... diye başlar.
Gözlerin denize benzer gecede,
Bir ışık yanar da ben... diye yaşar.
Zamanın elleri değse de yüreğime,
Bir akşam daha sustu şehir,
camlarda solgun bir hatıra titriyor.
Kendimi dinliyorum —
belki de en gürültülü yalnızlık budur.
Bir zaman vardı,
Gecenin koynunda sessizce durdum,
Yıldızlar usulca gözyaşı kurdu.
Kalbimde bir yangın, kimse görmedi,
Aşkın suretiyle içim savruldu.
Bir serin meltemde sesini duydum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!