Varlık, bir sabahın sessizliğinde soldu,
Ben, kendime doğru çözülen bir izdim.
Taşın soğukluğunda, havanın içinde
Kendimi değil, var olma hâlini duydum.
Eridim — ama yok olmadım,
Sen yaren bir eylülsün yine
Ben kırık dökük bir sonbahar
Kırgın düşlerde bir gülsün sen
Ben acılarla kurumuş bir toprak
sen de kimsin adın ne söyle
ben bir gözyaşını bilirim
seni şimdi ne anlatır bana söyle
Ey oğul
yeryüzünün mektubunu aç oku deriz
fazla öteye gitme o mektup sensin biziz
Ey oğul
alem bildiğin avuç içi kadardır
Mecburiyetim doğan şafağa değil sanadır sevgili
bir kül güle dönmüş hep bülbül gözyaşlarıyla yanarken
gölgeler prangalar içinde yürümekte hasretin zindanında
esaretim sen diye yazılmış bu doğan şafağa sevgili
şimdi sen gel öyle bir yazıp anlat ki bu aşkı
kelebeklerin ömrü uzasın aşkla hasret duraklarında
Eyvallah
Aşk namına
Yanan ateşe
Kavrulan yürek
Kavuran hasret
Aşk namına
Ey yaren
Sevgi tohumunu bugün ek yarın bahar olsun
Ya da kin nefretle yıkıcı ol hayat solsun
Ya yanardağın izini sür var cehenneme
Ey dostlar yoldaşlar
Kırılmayan bir kemiğim kalmadı
İnancıma düşman olanlar
Beni inançsızlıklarıyla vurdular
Ben hiç güneşi görmedim
Gökyüzüne uzak düşünce
Zor bir disiplin değildir felsefe
tam tersi dağınık ve disiplinsiz birşeydir
her insanın bir yolculuğu vardır
felsefe de bu yolculuklardan biri
kendini ve hakikati arayan bir insan için
Dahilik ve deliligin arasında ki ince çizgi
Bir bakışın vurdu kalbime,
Kurşundan değil, kaderden iz kaldı.
Zaman sustu, şehir tutuştu içimde —
Bir tek senin adımdı sessizliği delen.
Ben adaletin oğluyum derdim hep,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!