Yarası derinde sır vurgun sersefil aşk
Kırılsın akıl kafesi artık ruhani
Ayna ile terazi de olmaz hile
Işığın kendi masumiyete durur
Buluttan denize yüz damla düşer
Ey yağmur damlasın da yansıyan
Çizdim—bir daire, sonsuzluk gibi,
İçine düşürdüm bir düşün rengi.
Her çizgide bir sır, her renkte iz,
Sembol değil sadece, kalbimle giz.
Fırçam dokundu sessizliğe önce,
Bir titreşimle başladı her şey.
Ne kutsal bir kelime,
Ne de bilimsel bir denklem —
Sadece “farkına varış”.
Bir sinir hücresi ışık yaktı karanlıkta,
Aşk olunca
sen oluyorsun
Sen olunca
neden ben
olmuyorum yar
Ben bende değilim
En güzel düş oldu sevdan bana
yüreğim kanadı her solukta
gözümden yaşlar aksa da
sözlerim inan sevgili yalnız sana
Senden başka aşk yok sevgili
Akşam, yavaşça çökerken omuzlarıma
Şehrin bütün ışıkları susmayı öğreniyor.
Bir pencere önünde duruyorum,
Camda yüzüm değil, senden kalan hâlim var.
Zaman dediğin şey,
Yar senden uzakta hep eksiğim
Yalnızlıkla dolar içim zamansız
Avunamam yaralarım kanayınca
Ben tükenmekteyim senin aşkınla
Aşkın şarabından içen pervane gibiyim
Ayık gezmek haram olmuş bana sevgilim
Yelkenimi tutmuş deli bir rüzgar
Dalgalarla boğuşur olmuş yokluğunda yüreğim
Sen diyarbakır ben sevdalın
Gökyüzü hasrete bürünür
Rüzgar seni fısıldar bana
Zifiri geceden bana ne
Sen diyarbakır ben sevdalın
Yine hasret var gönül içinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!