İçimize dönelim hadi harbiden
Üstüne almıyor küfürleri hayat
Öğrenmiş olmamız lazım bunu
Up uzun nutuklar mekik dokurken
Mevsim yerde döşek yok eşşek çok
Bir ceviz ağacının gölgesinde,
Toprak kokardı elimde, dizimde.
Rüzgâr, annemin sesi gibi yumuşak,
Zaman yoktu, saat susardı gizlice.
Lastik topum vardı, göğe sektirirdim,
Yık beni ilkin, çöz bütün bağımı,
Solve desin gece, dağılsın benlik.
Sil göğsümden sahte her anlamı,
Kalsın özüm — çıplak, suskun, gerçek.
Kır aynaları, un ufak et sureti,
Hesapta yoktu bu güzellik
Yine de iyi geldi iyi oldu gülüm
Cumartesi marifeti şahane
Gece yolcudur şimdi gül yüzlüm
İki dirhem muhabbet edelim biz
En güzelinden yine hasretle
Ey kalbim, sen ki bir mezar kadar sessizsin,
ve yine de her nabzında bir lanet yankılanır.
Tanrı mı sustu, yoksa sen mi öldün önce?
Gök bile tiksiniyor artık dualarımdan.
Bir zamanlar güzelliğe tapardım,
Ölebilirim senin için
Sen aldırma tutsaklığıma
Zindanlar bana tutsak
Bende sana sevgili
Dışar da bir bahar var biliyorum
Acz-ı beşeri şaha çıkar
bâriz dir alem duyar
bâtın ayna yüzleşmeden yana
câfî hesap kitap unutulsa da
beka hidayet aşk makamında
dirayet gösterir ehl her daim
Sen bir bahar, ben dalında çiçek,
Gözlerinle başlar her güzel gerçek.
Bir bakışın yeter, dünya durur,
Kalbim seninle bir ömre kavuşur.
Rüzgâr taşır adını uzak diyarlara,
Her şafak yeni bir umuttur
Zulada kalan acılar eskitilir
Direniş sevgiyle büyür
Acı ecelsiz göz kırpar
Gidenler dönmez kalanlar bekler
Bir yürek taşıdım köz gibi içte,
Sessiz gecelerde yanar tek başıma.
Rüzgârlar savurdu nice düşleri,
Ama eğilmedim, bir söz uğruna.
Dava dediler, bir çağrıdır sanki,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!