Bir sabah,
kendimden başka biri olarak uyandım —
ama kimdi o, adımı taşıyan sessizlik?
Aynaya baktım; yüzüm, bir başka zamana aitti.
İçimde bir şey kabardı,
Aşk bir tırtıl gibi başlar,
yere yakın, sabırlı ve aç.
Henüz güzellikten habersizdir,
sadece ilerler—
nedenini bilmeden.
Kireç beyazı bir sükût çökmüş omuzlarıma,
Zaman, paslı bir çivi gibi çakılı kalmış duvarda.
Burada sesim, kendi yankısına çarpan bir kuş;
Kanatları tozlu, rüyaları firari bir yokuş.
Pencerem bir avuç gökyüzü, hüzün süzülür camdan,
Çığlık çığlığa bir cehennem dost
Rüzgarın kalbi kuru ve katı
Adalet merhamet arar insan
Kan çiçekleri isyana birer davet
Bakışları esaretle dağlanmış
Dur gülüm sakın bir söz etme bana
gözlerin vurdu beni can evimden
sözler gözlerin gibi yara açmaz
gel hep aşk ol ve vur beni yürekten
dur gülüm gözlerin gitmesin benden
Durgun bir bakışta olurum kimi zaman
Vurgun yaralarda demlenirim hasretle
Yanan ateşin içinde sevdam pek bir yaman
Her hasret benle düğümlenecek gönülde
Çifte su verilmemiş hançer dert dökecek
Serin bir sabahla uyandı çimen,
Güneş süzüldü usul usul yamaçtan.
Keklik ötüyor uzakta bir çalıda,
Çoban uyanmış, türküde sabah var.
Sürü dağılır mor menekşe içine,
Bir hayat bile kalmadı geriye
Sokaklar düş boz caddeler yap boz
Ölüm bile kurtarmıyor artık bizleri
Islanmak lazım yağmur yağınca diyoruz
Yan yana getirdi bizi aşk
Gözlerin okudu canıma
Şimdi duygular inlemekte
Şimdi doğması beklenen şafak
Nede geç kalmışım sana
Aşk olsun diyorum sana aşk
Ey gökyüzü ey yıldızlar
Özgürlüğüm benim sonsuzluğumdur
Ve siz sonsuzluğun resmisiniz
Ey zifiri gecede atan kalbim
Pranga tutmaz zindan bilmezim
Hasretin nöbetinde yüreğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!