Bir serin akşam, rüzgâr esti ansız,
Yüreğimde sensiz bir hüzün uyandı.
Gökyüzü sustu, yıldızlar bensiz,
Bir hayalin içimde yankılandı.
Gözlerin, denizin mavisinden derin,
Rüzgâr esti bugün,
ve ben hiçbir şey sormadım ona.
Çünkü rüzgâr, yalnızca geçer,
ve geçmek onun doğasıdır.
Ağaçlar eğildi biraz,
Ve tesbih kopar
Taneleri dağılır
Sabır biter
Vakit yangındır
Ustura ağzı kanar
Öfke beladır
Sabahın ilk ışığı düştü tarlaya,
Toprak uyanıyor serin sabaha.
Bir horoz ötüyor uzak bahçeden,
Yankısı doluyor her taş, her beden.
İnekler ağır ağır iner yokuştan,
Ey vurgun kaldığım gece gözlüm
Senin şafaklarla uyanışın
Benim gece içinde ölmemdendir
Hadi kalk gel cansız bedenimi sar
Ben şafaklarla uyanamadım hiç
Hadi kalk cansız bedenimi al
Ey gece meçhule salma beni
Diz çökmedim çökmem ben
Prangalar tesbih olmuş
Zindanlar ise hep yurt
Artık infazımı erteleme
Ya vur ya da sal gideyim
Bugün yine şairliğim tuttu
sevdalarla doldu içim
memleket şiirim olmuş
sorma yaralı yüreğim
hüzne vurdu sevdan beni
pervane misali döner dururum
Bir damla düştü boşluğa,
adı başlangıçtı.
Zaman onu unuttu,
ama yankısı hâlâ varlığın damarlarında akar.
Karanlık konuştu önce —
Aldatıcı mutluluk hakikatı sunmaz
İnsan hep bir boşluk ta sallantı da
Der çoğu vakit ama duymayı unutur
Bakar ama görmekten habersiz
Sana aşk denir gülüm
beni sorma gitsin
hani ay ışığı gibisin
ben zifiri bir karanlık
Vurgunum sana ta gönülden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!