Ey kalbimin saklı vadisi,
Ey gözlerinde güneş taşıyan sevgili,
Adını söylerken bile ürperiyor rüzgâr,
Dağlar eğiliyor, ırmaklar susuyor,
Evinamın...
Senin adınla başlıyor günümün hatırası.
Evindar demek,
Kalpte yanan gizli bir ateş,
Sevdaya açılan kapı,
Ömrün en derin yerinde saklı bir sırdır.
Evindar sevgili demek,
Gel de sev bu esareti
Bir evin içinde dört duvar
Yaşam kuyusundan uzak
Taht taç fayda vermez yorar
Kurak arazide can susuz
Aşk çalıyor eski bir radyoda
Baktığım her yerde sen varsın şimdi
Islak bir camdan süzülüyor hasretim
Delice bir şey bu belki çılgınca
Bilmem bu dibini bulduğum kaçıncı kadeh
Ama belli o da intihara meyilli
Sessizce sızıyor ay ışığı cama,
Yalnızlığımda yankı buluyor adın.
Bir zamanlar güldüğün o eski rüya,
Şimdi gözlerimde yorgun bir kadın.
Kalbim, dalgın bir kuş gibi sende,
Eşkıya yüreğimi bıraktım dağlarda
Arındım tüm gölgelerden
Aynamla yüzleşmeye geldim
Dipsiz bir kuyu kalbini açtı bana
Suyu gördüm ama suyu içemedim
Toprak çok önceleri çatlamıştı
Sen yaren bir eylülsün yine
Ben kırık dökük bir sonbahar
Kırgın düşlerde bir gülsün sen
Ben acılarla kurumuş bir toprak
sen de kimsin adın ne söyle
ben bir gözyaşını bilirim
seni şimdi ne anlatır bana söyle
Ey oğul
yeryüzünün mektubunu aç oku deriz
fazla öteye gitme o mektup sensin biziz
Ey oğul
alem bildiğin avuç içi kadardır
Mecburiyetim doğan şafağa değil sanadır sevgili
bir kül güle dönmüş hep bülbül gözyaşlarıyla yanarken
gölgeler prangalar içinde yürümekte hasretin zindanında
esaretim sen diye yazılmış bu doğan şafağa sevgili
şimdi sen gel öyle bir yazıp anlat ki bu aşkı
kelebeklerin ömrü uzasın aşkla hasret duraklarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!