Ben yaşamayı bilseydim
böylesine ölmezdim
ben ölebilseydim
böylesine acı çekmezdim
Ne hayat var kıyılarımda
Kaç sokaktan geçtim bilmiyorum
her sokakta bin bir acı vardı
perde arkasında hep bir öykü
güllerin boynunu bükmüştüler
dağlarda hiç su kalmamıştı
bir cehennem ki hep coşarken
Aşk olmalı canlar
Gönül hanesinde
Hem de öyle bir aşk olmalı ki
Prangalar paslanmalı
Öyle bir güzelsin ki yar
Hani eşsiz güzelliğin
Beni hayatla tanıştırıyor
Cennete inanmamı sağlıyor
Öfkeyi belayı bir yana bırakıyorum
Ve arınıyorum tüm isyanlardan
Hava dolar ciğerlerime —
görmediğim bir hakikatin ağırlığıyla.
Azot kadar sessizim,
oksijen gibi yanmaya meyilli.
Duygularım da gaz aslında:
Çoban olan sürüsüne yol gösteremez olmuş
nice çınarlar devrilmiş çürüyüp gitmiş ah yar
çoban olan gece de bir dolunay mı görür şimdi
özlem bitti de gardaş söyle bu ölümleri kim ekti
bir bir toprağa düşüyor canlarımız gözyaşlarımız
Her nedense yağmur bana özgürlüğü anımsatır
Ruhun arınması gibi gökyüzü yağmurla arınır
Toprak rahat bir nefes alır ağaçlar uyanır
Her çiçek yağmurla yeni güne merhaba der
Kentin sokakları hayat içindedir yaşarcasına
Ah kördüğüm oldum da çözemedim senin bu gidişi
yüreğim yüreğine yanarken almazdın gözlerini gözlerimden
ne oldu yar söyle şimdi ne değişti
deryaya düşen gül ne zaman yakmayı sevdi söyle
Özlemek bir insanlık hâli,
Kalpte saklı, dilde gizli.
Seven bilir kıymetini,
Uzakta olanın değerini.
Özlem sabırla yoğrulur,
Bir akşamın kıyısında dururum,
Gölgesini sürür rüzgâr alnıma.
Olmak, bir damla ışıkta kaybolmak,
Olmamak, o ışığın ta kendisi mi acaba?
Bir yürek çırpınır karanlıkta,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!