Bir daire çizdim, uçsuz bir düş,
Başladığım yere hiç varamadım.
Çünkü her dönüşte,
Bir sayı daha fısıldadı evren kulağıma ve sustu.
Bir sessizlik vardı, dairenin içinde,
Ayak bileğimde zaman ağır,
Paslı demirle ölçülür gün.
Her adım, taşta yankılanan bir ömür,
Ve her gece, içime çöken bir hüzün.
Pranga eskitirim sessizce burada,
Sen öyle diyorsun da yarim
ben zindanlardan uzak kalamadım
prangalara vurulmadan yapamadım
aşksın sen zindanımda prangalarca
Neden bu zindanlar bu prangalar
Gecenin ucunda sessiz bir çığlık,
Dökülür yıldızlar, içimde fırtınan.
Bir zincir gibi çökmüş omzuma yokluk,
Adını anarken titrer dudaklarım.
Sana susmak bile yangınken artık,
Öyle bir uzandım ki sana
inan unutmuştum yaralı olduğumu
sonra yaram sızladı
o an mutluluğum prangalara boğuldu
Öyle bir sarıldım ki sana
Büyük birader'in gözü, her yerde, her an,
Düşünce Suçu kol gezer, yasaklar her yalan.
Gerçek bükülür, tarih yeniden yazılır,
Sözlük küçülür, özgürlüğe yavaşça sızılır.
Çift düşün denir, akla sığmayan bir hal,
Geceyi delerken sessiz bir düş,
Adını fısıldar yorgun bir kuş.
Kalbimde açan solgun gülde,
Senin gülüşün var, ey gülüm, düşümde.
Gözlerin deniz, sabahı bekler,
Ben yaşamayı bilseydim
böylesine ölmezdim
ben ölebilseydim
böylesine acı çekmezdim
Ne hayat var kıyılarımda
Hava dolar ciğerlerime —
görmediğim bir hakikatin ağırlığıyla.
Azot kadar sessizim,
oksijen gibi yanmaya meyilli.
Duygularım da gaz aslında:
Ne senin sınırların ne de benim sınırlarım,
Bu aşkın haritasında siliniyor kıyılar.
Döküldü dilden o en mahrem sırlarım,
Şimdi içimde senden öte bir derinlik var.
Eksildim sandıkça sende çoğalmaktayım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!