Bir akşam üstü suskunluğa gömüldüm,
Gökyüzü ağırdı, rüzgâr yorgundu.
Ama kalbim, senin adını anınca
Birden kuşlarla doldu.
Ey sevgili,
Gözlerin geceme doğar bir umut,
Yüreğim yanına hasretle kanat.
Adını andıkça titrer her bulut,
Sensizlik içime döner bir sanat.
Kalbimde yankılanır her bir sözün,
Gözlerinle başladı her bir mevsim,
Baharı ben orada ilk kez gördüm.
Bir bakışınla sustu tüm kelimem,
Sessizlik içinde sana döndüm.
Kalbim seninle ritmini buldu,
Gözlerimi kapatıyorum —
ışık sönmüyor,
sadece içeri çekiliyor evren.
Gerçeği görmek için
görmemeyi öğrenmek gerek.
Gökyüzü sustuğunda, bilgi fısıldar taştan,
Bir göz açılır gecenin kalbinde yavaşça.
Işıkla gölgenin arasında kalan insan,
Kendi karanlığında arar aydınlanma.
Dil susar, göz konuşur,
Ben istemem gücü —
Ben güç olmayı isterim.
Çünkü güç, ne zincirdir ne kılıç;
güç, varlığın kendini yeniden kurma kudretidir.
Dağlara bakarım,
Önce hiçlik vardı —
ve hiçlik bile, olmak istedi.
Bir nefes, boşluğun içine eğildi,
ve o nefes dedi ki: “Olayım.”
İşte o an, güç doğdu.
Güç, ellerde değil
önce kalpte filiz verir;
bir rüzgâr temas eder insana,
anlarsın: kırılmak da güçtür,
yeniden doğrulmak da.
Gecenin bağrında bir gül açtı, adı Gülay,
Yüzünde asılı kalmış, o bin yıllık dolunay.
Hangi bahçeden çaldın bu mahzun kokuyu?
Ki uykularımda böldün, o derin korkuyu.
Adın geçerken içimden, bir gül yaprağı titrer,
Bir ismin varsa şiirde yankı bulan,
O sensin Gülce — gülüşüyle baharı getiren.
Adınla başlar her sabah içimde,
Adınla susar en derin sitemim gecede.
Gülce,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!