Bir bakışın, sessiz bir soruydu:
“Ben kimim, senin varlığında?”
O an anladım, aşk bir yön değil,
Bir açıklık — varoluşun kendini duyduğu an.
Seninle dünya daha gerçek oldu,
Sen gelmeden önce
zamanın bir anlamı yoktu,
saatler sadece boşlukta sallanan bir ağırlıktı.
Seni gördüğümde,
her bakış bir seçim oldu,
Aşk, ne bir başlangıçtır ne bir son,
Sadece varlığın kendi yankısıdır.
Bir kalp başka bir kalpte kendini arar,
Ve bulduğunda evren yeniden doğar.
Sevgi, yalnızca his değil, bir düşüncedir;
Aşk, ne bir başlangıçtır ne bir bitiş —
iki varlığın arasında değil,
varlığın kendisinde doğan bir sessizliktir.
Kalp, bir anda kendine yabancı olur;
ben dediğin çözülür,
Senin sesinle başlıyor sabahlar,
Bir maden gibi ağır,
Bir bakışın, bin yıllık bir element.
Kalbim —
Bir laboratuvar gibi çalışıyor içinde,
Bir rüzgâr geçer saçlarından,
ben o rüzgârda kaybolurum.
Bir bakışın yeter,
bütün yollar sana çıkar.
Adını sessizce söylerim gecelere,
Aşk bir metafordur,
kendini doğrudan söyleyemez.
Kalp gerçeği bilir,
ama dil
dolambaçlı yollardan yürür.
Gözlerin bir yudum, içtim delice,
Dünya döndü, aklım sende kaldı.
Adım atamadım sensiz gecede,
Kalbim tutuştu, tenimde yangın vardı.
Bir bakış, bir söz… yetti harama,
Aşk, nedir ki aslında —
Bir varoluş yankısı mı, yoksa yokluğun sesi mi?
Bir insan, bir insanda kendini ararken
Tanrı’nın unuttuğu bir parçasını mı bulur?
Senin adın, düşüncenin sınırında bir ışık,
Evet ne imiş
Aşk uzun bir hece imiş
Yani kısa kısa
Yol almakta yarar var
Kalbin yanı sıra cancağızım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!