Bir ses duydum gecenin kalbinden,
Sen geçiyordun, adınla titredi rüzgâr.
Ay bile eğildi göğün ucundan,
Gözlerin kadar parlak bir an arar.
Bir dokunuş — bir ömür kadar uzun,
Bir ses duydum rüzgârda bu sabah,
Adını taşıyordu usulca.
Bir serinlik dokundu yanaklarıma,
Sanki ellerindi, sanki hatıran.
Gökyüzü sensiz eksik,
Kalbimde sessiz bir ırmak akıyor,
Her damlasında senin ismin var.
Göğe baktığımda yıldızlar çoğalıyor,
Hepsi gözlerinin parıltısından.
Sevgi…
Kalbimi put sanıp kırdılar,
oysa ben yalnızca inandığım bir sessizliği taşıyordum.
Bir avuç ışık saklardım içimde,
kimseye göstermedim — belki de o yüzden.
Sevgiye dokunmak istedim,
Ben aynalara hep akşamüstü bakarım,
Işık biraz azalsın diye;
Çünkü yüzümdeki sert çizgiler
Güneşle konuşmayı sevmez.
Sokak lambaları bilir beni,
Bir sözcük düştü dilimden,
adı sendi — rüzgâr aldı,
gökyüzüne savurdu.
Belki bir yıldızın kalbine değdi,
belki bir kuşun kanadına.
Her doğan çocuk,
Zamana bırakılmış narin bir emanettir;
Kimileri bu emaneti taşır,
Kimileri kendi yükünün altında
Nefes bile alamaz.
Kaldığın yerde üşüyor zaman,
Bir sessizlik çökmüş cümlelerime.
Gözlerin yok artık uykularımda,
Yastığıma sinmiş vedaların hece hece.
Adını andıkça titriyor dilim,
Kaldı gözlerinde bir son baharın,
Soldu gülüşlerin, sustu baharın.
İçimde kırılmış sevda duvarın,
Ayrılık düşürdü bizi yarından.
Bir veda sözünde yandı geceler,
Geceye eğilmiş bir masa başında
sessizlikle konuşur parmaklarım,
ve kalem —
ince bir damar gibi
kâğıdın kalbine bağlanır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!