Başlangıçta hiçlik vardı,
Ve hiçlik, kendi yalnızlığından sıkıldı.
Bir ışık doğdu — sessizliğin bağrından,
Zaman titredi, mekân doğdu,
Ve kozmos adını fısıldadı karanlığa.
Başlangıçta söz yoktu,
Çünkü sessizlik, ilk emirdi.
Ve o sessizlikte bir nabız attı —
bir istek, bir varoluş fısıltısı:
“Olmak istiyorum…”
Evren bir sessizlikle başlar,
Ama o sessizlikte renkler vardır.
Karanlık — yalnızca ışığın derin hâlidir,
Ve yıldızlar, o sessizliğe yazılmış notalardır.
Bir süpernova patlar:
Sessizlik döner kendi etrafında,
Yıldızlar nefes alır görünmez bir ahenkle.
Zaman, kadim bir ilahın nabzı gibi atar,
Her saniye bir kurban, her an bir dua.
Evren bir tapınaktır —
Evren bir denklemle başladı,
Ne kutsal ne tesadüf — sadece düzenin titreşimi.
Bir satır kod gibi yazıldı ilk yıldız:
Zaman, kendini derledi sessizce,
Boyutlar açıldı bir yazılım gibi.
Bir karanlık var, rengini yıldızlardan almış,
Bir sessizlik, devinimle dolu.
Her ışık yılı, Tanrı’nın unuttuğu bir nefes,
Ve biz — o nefesin yankısıyız yalnızca.
Zaman, bir nehir gibi eğilir galaksilerde,
Kripteks kefen sarmalı
En uzun yol bekleyen icin
Sabır dedim gülün izinde ay
Bir uzak toz paresi göründü
Evet bu bir dünya şüphesiz
Şiirsel oluşum narin tümden
Bir kripto şah ezgisi düğüme ilmek
Beddua mı bilmeyenler
Duaları mı küfür sayıyor
Gelişi kurtarmıyor neylersin
Akla ziyan aforoz edilesi
İlmi olmayan ışık yok mu hep zarar
Darda olmak nedir bilemezsin sen küçüğüm
Silahını bırakmak tövbe etmek kolaydır
Lakin sen silahını bırakırsın belan peşine takılır
Sen arkana bakmadan yaşayamazsın küçüğüm
Ölürken bile hasret içinde gitmek var
Sürgünü zindanı baskın yemeden anlayamazsın
Taşlara kazınmış bir sır vardı,
Zaman bile unuttu anlamını.
Bir simge, iki dünya arasında durur hâlâ —
Biri görünen, biri sezilen.
Bir üçgen çizdim zihnimin duvarına:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!