Bir harf düştü avuçlarıma
ince, sessiz, yalnız;
kendi başına bir gölge gibi
anlamsız —
ama umut dolu.
Geceler uzadıkça içimde sen,
Bir yıldız düşüyor karanlığa,
Ama parlamıyor artık…
Çünkü senin gözlerin yok
O karanlığı aydınlatacak.
Gönlüme nakşolan hasretin bağrından sesleniyorum sana
Belki incinmişsindir yokluğun efkarından öylece
Bilmem ki yanmanın yanında incinmek nedir
Yanmaktan fırsat bulursam incinirim belki
Belki de benden çok yanmışsındır gönülden gönüle
Rüzgâr savururken gül kokunu yâre,
Solgun düşlerimle konuşur gece.
Seninle başlar her dua, her sitem,
Adınla titrerim, aşk vaktinde
Gözlerin, bir zaman ışıkla doluydu,
Bir adım atmadan düşün önce,
Nereye varır yolun, neye döner.
Her sözün izi kalır bir gönülde,
Kimi sevgi, kimi yara dilde.
Boşa geçirme ne gençlik, ne günü,
Düşünmeden konuşma, dilin kılıç olur,
Bir kalbi kırarsan, bakışın suç olur.
Tatlı dil döndürür en sert yüreği,
Kaba söz, sevgiyi boğan güç olur.
Emek vermeyenler, başarıyı bekler,
Ölüm de var gülüm zulüm de var
zaman her haliyle akıp gidiyor
yaşamak yine en derinlerde bir inci
ya da kör bir pencereden en kökne zirve
insanın yaşadıkları yanına kar kalıyor
ah bir zindan var ki tutsaklıklara doymuyor
Hayat ne gariptir be sevgili
Adımız sürgün kalbin meçhulünde
Aşkın küllenmeyen ateşini kuşanmışız
Gönül yanar yine de uslanmaz halde
Tutsak misali özgürlüğe vurulmuşum
Yüreğim yağmur tanem
Ben hiç hayatla tanışmadım
Ve biliyor musun
En uzak ihtimal benim için hayat yaşamak
Toprak çatladı bir sabah, güneş doğdu usulca,
Bir çocuk açtı gözünü, dünya sustu o an boyunca.
Ne yastığı vardı başının altında, ne de bekleyen bir sabah çorbası,
Ama kalbinde yanan bir ateşle başladı hayatın kavgası.
İlk adım bir sınav, ilk söz bir barikattı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!