Aşk davettir yanmaya
Böyle yangına can kurban
Gül var kül yok
Kor alev dergaha benzer
Bir elde gül bir elde tabanca
Yüreğin delisi hiç bir kaba sığmaz
Lakin kabulüdür yine de aşkın
Belki de bir yakınlıktır bu
Zaten aşkın kendisi tek tabanca
Her hali de seyirlik bir gül
Ecel bıraktı beni cehennem için
ben önceleri kıyamettim inan
sen sardın beni belki aşk için
gül yüzüne hasretim hep inan
Şimdi yanan ateşin külü gibiyim
Sislerin arasından doğan
ve hiç sönmeyen bir fısıltıyım ben;
ne toprağın ağırlığına ne göğün ışımasına ait,
yalnızca aradaki ince perdeye.
Gölgelerle yürürüm,
Bir rüzgâr eser uzaklardan,
Kokun yok, sesin yok,
Yalnızlıkla konuşurum her akşam
Ve içimde çoğalan o kırık sokaklar…
Bir yabancı kentin eşiğinde
Gözlerimden yaş akar
neden yanmaz yüreğin
neden gözlerinden yaş akmaz
yüreğim yanar sevdiğim
zincire vursalar aşkı gönülden
Evet güzel bayan
Doğrudur dünya dönüyor
Ama benim kafam bir milyon
Daha bir deli dönüyor
Size bir soru güzel bayan
Siz bu kadar
Güzel bir muhabbetmiş bu
Ney sesi güzellikler mest etmiş
Nerden buraya geldiğini bilmez
Daha önceleri zulümmüş
Hem cana hem canana
Hasretmiş bu huzura çoktan
Nasıl anlatsam ki şimdi sana
bana sorarsan sen beni bende bırak
alma beni benden o güzel gözlerinle
yazık etme kendine uzak dur benden
Beni alıp ta kendini gözyaşına vurma
Bir sabah gördüm seni,
Gözlerinde doğuyordu gün.
Bir çiçeğin uyanışıydı bakışların,
Toprağa ilk düşen çiy kadar sessiz
ve bir o kadar derin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!