Gözümde seherin nurla dolduğu,
Gönlümde bin renkli umut solduğu,
Bir bayram sabahı, güle yolduğu,
Serin bir rüzgârla başlar huzurum.
Kokusu çocukluk gibi içimde,
Bir sessizlik iner gönlümün kıyısına,
Ne bir ses kalır, ne bir iz zamandan.
Rüzgâr bile usulca süzülür içimden,
Bir sırra dokunur gibi, derinden, yavaşçadan.
Gözlerimi kaparım, dünya silinir,
Sessizlik inerken akşamın koynuna,
Gökyüzü usulca giyinir morlarına.
Bir yel eser tenimde, nazlı ve ince,
Kalbim durur bir an, zamanın önünde.
Ne bir telaş kalır ne eski dertler,
Kendimi bildim bileli içerdeyim
ayakta olsam bile ne fayda
şehirler kentler yıkılmış gitmiş
sızlar sol yanım hicran ateşiyle
bakışlarım da bir çift yağmur tanesi
gözlerim sırılsıklam yanar tutuşur
Sahile inmiştir poyraz
Çakıl taşları zifiri kara
Kanayan güllerin mazisi ağır
Feryat figan yaman bir çığlık
Gece çökerken,
dairesel taşların gölgesinde
ellerimde gizli bir ateş yanar.
Alev yükselmez,
ama içimde bütün gökleri tutuşturur.
Geceyle gündüzün arasında
ince bir çizgi vardır,
orada yürür ruhum.
Ne uykuya ne uyanıklığa aittir,
bir perde gibidir aralanan.
Sessizliğe dokunur ellerim her gece,
Yıldızlar bile yabancı gökyüzüne.
Senin adını anınca içimden,
Bir gül kurur dudaklarımın ucunda.
Zaman akıyor, ben duruyorum sanki,
Sana gelmek, bir akşamüstü rengine bürünmek gibi,
Tüm kapıları açık bırakıp, rüzgârın sesine yürümek.
Avuçlarımda biriktirdiğim o isimsiz sızılarla,
Kendi içimde binlerce kez doğup, binlerce kez ölmek.
Baksam; her şey yerli yerinde, her şey tam,
Gözlerimi her yumduğumda, içimde bir sen başlıyorsun,
Dünyanın gürültüsü diniyor, sadece kalbimin sesi kalıyor.
Sen, damarlarımda dolaşan o eski ve tanıdık sızı,
Dokunduğun her yerimden binlerce çiçek havalanıyor.
Bir uçurumun kenarında durup denize bakmak gibi seni sevmek;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!