Fırçamı daldırdım sessiz renklere,
Kâğıt bir rüya şimdi ellerimde.
Ne kalıp ararım ne de bir sınır,
Gönlüm nereye isterse oraya kırılır.
Bir çizgi başlar içimin ucundan,
Rojinamın —
Adınla başlar sabahın anlamı,
Işığınla uyanır içimdeki evren.
Sensiz her gün, yarım kalan bir doğuştur,
Güneş doğsa da ben karanlıktayım.
İçimde dinmeyen bir fırtına esiyor,
Zaman ince bir telde umudumu kesiyor.
Kendi derinliğimde boğulurken her gece,
Sessizlik dudağımda düğümlenmiş bir hece.
Benliğim bir aynadır, sırrı dökülmüş eski,
Geceye eğildim, yıldızlar sustu,
İçimde bin yıllık bir sır uyandı.
Ne dildir bu, ne de sessizlik,
Kalbimle konuştum… hak duymaktaydı.
Yollar vardı içime doğru kıvrılan,
Külle başladı her şey,
Sessiz bir yanışla…
Zamanın imbiklerinde damıtıldı kalbim,
Ve senin bakışınla altına döndü gölgem.
Aşk, bir deney tüpüdür aslında —
Bir rüzgâr geçiyor eski sokaklardan,
Adımı hatırlıyor taşlar hâlâ.
Bir gölge düşüyor kalbime usulca,
Senin sesine benziyor, solgun bir dua.
Zaman, kırık bir aynada titriyor,
Bir serin akşam, rüzgâr esti ansız,
Yüreğimde sensiz bir hüzün uyandı.
Gökyüzü sustu, yıldızlar bensiz,
Bir hayalin içimde yankılandı.
Gözlerin, denizin mavisinden derin,
Rüzgâr esti bugün,
ve ben hiçbir şey sormadım ona.
Çünkü rüzgâr, yalnızca geçer,
ve geçmek onun doğasıdır.
Ağaçlar eğildi biraz,
Sabahın ilk ışığı düştü tarlaya,
Toprak uyanıyor serin sabaha.
Bir horoz ötüyor uzak bahçeden,
Yankısı doluyor her taş, her beden.
İnekler ağır ağır iner yokuştan,
Göğsümde isimsiz bir ağrının nabzı atar,
Kendi kuyumda yankılanır her bir cümlem.
Güneş herkes için doğar, bende ise batar;
Kendi gölgemdir benim en sadık sülalem.
Bir aynayım ki her gün bin parçaya bölünür,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!