Kadrini kıymetini,
Her zaman bildiğim,
Bir âlemindeyim.
Buna şükreyledim,
Düne şükreyledim,
Sana şükreyledim.
Söz her gönülde yankı bulmaz evvel,
Sükûtla dinler hakikatli bir derviş.
Dil sustuğunda açılır içte cevher,
Suskunluk, sabrın en derin kardeşi.
Her kelâm vaktinde yerini bulur,
İçimde büyüttüğüm bir orman var,
adını koymadım önce
sadece sustum.
Ne zaman konuşmak istesem
dallarına dolandı sesim,
geri döndü boğazıma.
Sonra sustum...
Kelâm dar geldi gönlüme.
Söz, duayı taşımadı artık,
Sevda sükûta büründü.
Bir bakış yetti anlatmaya,
Şimdi gölgen de yok yanımda.
Yalnızca, eskiye özlem duyan bir boşluk
çömelmiş dizlerimin yanına.
Bir zamanlar sesindi beni yaşatan,
şimdi yankısı bile yok.
Artık çok şey söylemiyoruz.
Zaman, kendi yükünü kendi taşıyor.
Biraz yorgunuz,
biraz kabullenmiş.
Maziden kalan
Sus diyor sessizlik,
ama içimde kopan fırtına dinmez.
Bir ses var,
hem uzak, hem çok yakın,
dokunmaya çalışıyorum,
ama dokunamıyorum,
Bugün yine kimseyle konuşmadım.
Konuşacak çok şeyim vardı oysa.
Ama kelimeler,
bir türlü çıkmak istemedi içimden.
Bazen bir duvar gibi hissediyorum kendimi
Kasım çiçekleri gibi süslenmişsin...
Ayazdan nasıl korunacağını düşünmeden,
Akşam sefasına da çıkmışsın ikindiden...
Bakmaz mısın kendine?
Sonbaharın gelmiş, geçiyor yine,
Birde öyle açmışsın ki sorma;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!