Şimdi gölgen de yok yanımda.
Yalnızca, eskiye özlem duyan bir boşluk
çömelmiş dizlerimin yanına.
Bir zamanlar sesindi beni yaşatan,
şimdi yankısı bile yok.
Artık çok şey söylemiyoruz.
Zaman, kendi yükünü kendi taşıyor.
Biraz yorgunuz,
biraz kabullenmiş.
Maziden kalan
Sus diyor sessizlik,
ama içimde kopan fırtına dinmez.
Bir ses var,
hem uzak, hem çok yakın,
dokunmaya çalışıyorum,
ama dokunamıyorum,
Bugün yine kimseyle konuşmadım.
Konuşacak çok şeyim vardı oysa.
Ama kelimeler,
bir türlü çıkmak istemedi içimden.
Bazen bir duvar gibi hissediyorum kendimi
Kasım çiçekleri gibi süslenmişsin...
Ayazdan nasıl korunacağını düşünmeden,
Akşam sefasına da çıkmışsın ikindiden...
Bakmaz mısın kendine?
Sonbaharın gelmiş, geçiyor yine,
Birde öyle açmışsın ki sorma;
Susmak,
bir çöküş değil,
bir doğuşun en sessiz haykırışıdır
Sesin geri çekildiği yerde
ruhun yankısı başlar.
Kar beyazı değildi bu sessizlik,
göğsümde biriken ağırlıkla örttüm kelimeleri;
konuşsam kırılacak bir cam gibiydi hakikat,
susmakla çoğalan yaralarım var.
Pencere buğusunda adını ararken
Ben de kolay unutmadım seni,
ama bazı vedalar
ne söylense eksik kalır ya,
işte öyle bir sessizlikte gittim.
Suç mu, biraz yorgun düşmek?
Ne sen döndün,
Ne ben yol oldum.
Bir kavuşma umudu yoktu artık,
Ben bekledim…
Sen sustun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!