Kaldırımda takoz ayaklarını sürüklercesine korsani
Elarabaları tezgahlarının arasından sakiiiince sıvışarak,
Desisede kezzap kavuran usulca
Niyette saklı köşeyi kıvırtıp bol nasipli kazanca müpteli
Yaka-paça silkelenmiş omzuna konan yititkliğinin kuşkul kuşluklu talihsiz hödüğü
Avrupayı yamultup kafadaki kuruntudan,
Şaşılacak nesi var bunun
Şu hayatın ufuksuz pencerelerinden bakınacak olan
Yarının devamı gelsin diye bir büyük hayat hikayesinin
Herbir merdiven ayaklarında çıktıkca kendi hayatına
Sevgili ve sevinçli yürüyüşlerle yola çıkıp yorulduğuna
Niyesi değecek olan
Olmayaydı hele bir aşk
Hele bir seveni olmayaydı adını deliye yazdıran sevdası
Sevdalısı olmayaydı bir iken iki misliye
Çoktan defini dürülmüştü açı çığlıklarıyla
Müzikçalarlar keyfine kurban giden turistliğinin
Aç bi ilaca ölüyorum diyerek kimse duymazda,
Ödemeler dengesi insan bazarında bozuk mu bozuk
Gül-şirinlere kış yaz, ikisi bir..
Karşı tarafa atmış götürmüş insan kendini
Dünyayı kırk ikindiler tarafından geceye taşıyan karanlığın kalbindeki acıyla
Saplanmış bir hancer sesi taşplak..
Yaranın ağzı kör bıçak, mumun dili soluk beniz susuk ses,
Bütün eşikler gelip gitmelere aracı
Ayak altında insan
Adımlarının arasında hayat
Hor bakıp çiğnemek de var ortalara çırpılmış kül gibi
Baş tacı edip öpüp koklamak da var
Ömrüm ömrüm diyerek yer ve göklerin hakkıyla
Benim gidip geldiğim yer belli
Hiç bellolmasa da vakti saati
Alıp ileten damarlarına sevmek adlı sokakların
Benim nereleri gezip hangi bağda hangi gül
Bazan aniden yağmura dönüşen bulutlarla yolcumu
Bazan hiç acelesiz
Özgürlük müdür...?
Önce kendi tarafından bakacasın hayata öyleyse..Sonra..
Sonra yine kendi tarafından bir bir kurtulup
Mezarlarında tabutlandığın totemlerinden, türlü çengelden
Yine kendi tarafından okyanusa açılan bir suyun alnı gibi dupduru ve açık
Hayatın nezdinde varlığı kendi sesinde duyulan
Vapura bindik
Çiçek adası, çardak molası, çekirdek çıtır Li ile
Düşünüyorum da şöyle başıboş ve fitil fıçı dalgakıransız
Şarapsız içilmiş bir gün idi ah liii
Ah...
Oturacak sandalyası kalmamıştı gezdiğimiz şehirlerin
Sırt yalın, ayak çıplak, baş kabak
Ben bu halde kalbim beni bağrına basıp nabız atışlarına yüklediği
Buymuş soğuğa çırpınıp, üşümüş ayaza sarılan bu halde ben kendimden
Marmara çırası gibi yakınan pozlara tüysüz dikensiz perişan bırakmadan
Gücümün yettiğince nefesimi, hayalimi güttüğünce kervan olan
Nasip işte nasip...
Seyfi Karaca......Mayıs / 10
Ortak noktaları çoktan bulunmuş
Iskartası neredeyse sıfır
Hemen öyle hah diyince bu kafeslerden öyle çıkılmıyor ki
Her nice kez insanın aklı caysa
Kıstır bir köşede şu aşk deneni dese dalsa mekanına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!