Ne taraftan ne tarafa nezaman ki
Duvarlar fırtınalara asılı pencereleriyle cam çerçevelik
İçinden
Geleni koynunda tutup ayaz eden tren çığlıkları gibi alıp alıp götüren
Ne zaman kisesine sarıldığın rüzgara mahsursun,
Nezaman ki mahsunsun evine konakladığın ay gecesi ışığa
Divane çağında dertlice tellerde böyle
Ne diyeceğimi bilemiyorum ah dilim dönse büyüsüne kapıldığım hayrana
Açmış yaralı göğsünü gün çavınca döşübağrına aman be aman...!
Yazık olurum demeden
Hiç ürkmeden şıvgından ve korkmadan buzdanayazdan aman be aman...!
Sevgili diye kendi cahil koynunu sığınak etmiş dünya aleme ve sonsuza
Ne bileyim ben
Onu mu saydım, hangi gün hangi yer,
Nerden nereye, nezaman, sebebi kim ve ne....?
Belki..
Çoktan söndü
Tarihinde kandilleri tükenmiş takvimler beni
Çünkü hayat insanla bozulurmuş
Anladık divanelikmiş...
Ay doğunca hani simsiyah dağlar pırıl pırıl yanmaya..
Seher vakti şafak sökünce cıvıldaşan söğütler
Çiğ düşmüş toprağın yükünde mesela arpalar ekinler değirmi değirmen
Her iki yolağzında selvi kavaklar gelin olmuş da
Midyata gittim
Akşamı okurken ulu sessizlik, gölgelerim değdi selamını aldığım çıngırağa
Hayır saatin gönlü avaraydı...
Mezopotamya toprağı dinlendiriyordu gelecekteki güzel baharlara
Midyata gittim ve ne pirinçti derdim
Ne de bulgurdan olmaktı seten değirmenlerini battala verdiğim
Al yanaklı
Gülün sahibi değildi diken
Ama bir baktım..
Bir varayım gireyim dedim çağıran kollarına
Çünkü tam çağıydı ermiş olan dönence
Kız gibi gelin...
Üstü açık göklerde seren serpe bir yağmurdu sanki
Sıcak sıcak ve gevrek bir günü fırınından kapıpta gelen
Hani nasıl diyim..Kapılarda onüçüncü kapı..ve sağlam..
Çok açtığın kapılardan kalkansız ve mızraksız
Bir yenisine keşfoluyorsun gibi gizli yollu
Deeeaaaahhh...! bilirim ben böyle günlerin kahveleri geride bırakan
İzmirin...
Bu yakasından o yakasına arpa boyu dalgalar arası
Menzillere bağlı direklerde sulara gömülüyordu deniz
Hayatın yukarılarından turuncu bağlarını
Faytoncu gündüzleri,
Zeytin karasına harami bakışlarıyla gecenin....
Öyle kurulu saatler düzeneğinde çalışmıyor benim kalbim
Aşkın öğretisinden başka yazılmışları ne okuyup
Ne de anlayan
Hizmetim ne kadar verdiğimse
Gördüğüm bin fazlasıyla ettiğim hizmetin ilgi ve alakalısı
Lakin çalıyor da çalıyor
Herşey aklı kaçık bir yana gider
Aslında
Adım adım dönüşüdür gittiği yerden herşeyin
Çatlamış toprağın döşünden
Kendi boyuna uzanarak hayat ağacı
Sürgünleşmesi dal veren fide ve çiçeklerden kolsaran uç..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!