Vakti daralan zamanın
Gölge boyları uzar da uzarmış
Karanlığı köşküne yayarken akşam
Rüzgarın elleri salkım söğütlerin saçında
Hayatın güneş alan yerlerini kumral bir seyre terkeden
Dağda anemon
Eğer yolu soran
Yolu bulduğunda kendi yola gelmediyse
Saçan savuran haydi
Di gaydalık bela kahvelerinde fincanları terse çevrilmiş
Telve tortuk tüm toplumsal
Kırcılanmış dil boğumlarının peltek peltek mum değirmisi
Haberin olsun ki
O insanlığa atılmış kazıkların en büyüğüdür....
Neymiş de...
'Acılar insanları olgunlaştırırmış ' diyen zanga zurt...
Bu kadarına açık aralık bırakırsa insan hayatı
Kül ve karanlıkğa teslimdir hemi de yana yana hiçihiçine
Bakmıyordu bile
Kirli
Çürük
Kokuşmuş işler çeviren
İçi dığı meydanda röntgenci radarlaşmalar
Pis ve pasak götüren haramlaşmalarına
Çakmağı zor çakıyordu
Fincanı tutarken de elleri tir tir titriyordu
Ama ağzından duman tütüyordu tütüüüün tütün
Püfüttüren çarşı kahvesine konakcı ihtiyar
Ben kızlar matinesine bakıyordum gelen geçenin
O ise camdaki maçtan konuşuyordu kahveciyle
Bahar çılgınlıklarıyla gelip, eylül esmeleriyle savrulan
Sonsuz bir göçün
Bir haylice yükünü dengesize katar ettiği
Zaman zaman
Olası insani hallerimizden sakarlıklarına rast gittiğimiz
Dünya karmaşasında zaman zaman,
Sevdalık mı desem..
Divanelik mi...?
En iyisi sevdalık divanelik delilik, her üçü...
Sen
Ben
Ve şu bendeki benden deli kalbim
Maviler ortasında
Beyazlara köpüren fıntınalar tutarsa beni
Ha koptu
Ha kopacak diye öncesi belli sayrıları düşleyen
Gelip bir yerinde bana yetişiyorsan başucum gibi uykuya
Hayata serilmiş yaşanmadık yaz bahar döşekleri
Ucuzuna kaptırıp
Her fırsatta andığının adını diline filitresiz bulaştırarak
Kendini Allahın yeryüzündeki muhtarı zanneden
Attığı zar
Tuttuğu dubara
Ettiği zalım..
Diyetini geri istiyormuşca
Alçalıp yükselen görüş kapsamları insank'ari
İskanvari
İsyank'ari
Gök derinliği uzaklıklardan
Bulvar kuytuluğuna yağrak üşüşen şahmatik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!