Ağılı poyraz esmelerine sesini koldaş eden
Dağa ormana deryaya
Göçmen bir sokakta koynuna sığınan keman
İsabet aldığı içindekileri dökerken
Başıboş salınmış yokluk ve sefillikler yayarak
Gayrı kime rast giderse...
Sevmek..?
Neyime gerek
Zehrinden herhangisi sütleğenin
Dokunsan beyazlarını kanayan
Kır bayır navruzları dolanmış en firik halinde çiçeği
Ve karanlığı çarpa çarpa ateşler avcunda
Kapina vardigimda ömrüm bahar sevincim yaz..
Daha bir deli dolu esiyor ask atina binip sürdügüm küheylan heyheylim
Kapina vardigimda gidilmedik her yer hasretim silasini harman semtine baliyor
Vakti geldigini aydan zührelerden sorup bilerek
Kapina vardigimda dünya yeniden kuruluyor zaman etrafinda her mekan
Kapina vardigimda saat gün ve zuhur birine bin veren esrik müjdelerden
Gülü sorsalardı bana
Zaman mekan bakımından menziline yetişilemeyen
Yağmuraralığı gökkuşağında çısil çisile kundaklı
Günaşımı hayallere ebeden bırakan bulutlarla halden hallere göçen
Sınanmamış,
Görülmemiş ve duyulmamış en taze hayretleri uykulu düşlerinden ayıltıp
Dudakların açılmayı bekleyen muhabbet divanında tomurcuk
Gülesin sevgili..! Gülesin ve gününe doyasın çiçekliğiyin
Seni bela diye başına saran dikenli dallara
Çakıllı yollara ne mesele gülesin sevgilim..!
Açılsın gül sinelerin doğduğun handa
zülfüyün bağında deli çağların kurdeleri çözülsün
Huzur içinde salkımlanan kökten damardan
Güldanelerden koruklanan karanfil düşlerine dalgın
Uyandırmaya elim gitmedi
Hem masum, hem mahur,
Solmaz ölmez baygınlıkların
Gönül düşkünü gözler karası
Kağıt kazma vinç mala sıva kürek kalem İşi filan..
Diz ve dirsek teması artiz zamanlardır insana uğramadan sürüp savuşan
Kendi alt kabuğu altında kalın kirli kepaze koparan gürültülerle
Parçalandıkça zindan zifiri hücrelerine bozulup bölünen aksamlardan
Köy kasaba mahle sokak vilayet ve büyük vilayet
Yapraksız topraksız dalsız sert şarampollere derin kuyular deşip kazarak
Elinde bozuk ve kör bir fener
Dert hadde aşkın, can ecele yolculuktaysa
İnsan olsa olsa gecesine bela, kendi üstüneyse yüktür
Ki bozar da böyle bir yalnızlığın işe yaramaz
Kendi canından bezginliğini
Çok yorulmana luzum yok zaten o toprak senindir
Cig düstü kuru dallara
Gerilmis sis perdelerinin aralandigi tan yelleri esimiyle
Cemre yagdi indi göge buluta havaya ufkun sarpa uzaklarina
Sert ve soguk sürüklenip gecen kistan ayazdan sonra her kapida bir kervan
Esiklere kurulup calinacak olan müjdenin kinali besiklerinde dogarcasina
Serpilip savrulmus ele gelmez
Pancurlarin araligi dündogumu günaydin
Takildigi yerde kaliyor rüzgarin sesi ve sessizligi isigin
Bir yil daha diye diye gardan gidenler yazin yükü
Gazel dökülüsleriyle gelense beyaz kar, kara kis..
Nasil ki cöl kervanlarinin
Sessizligin pusulasina gece gündüzün meyhanci




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!