Ateş boylarında mumlar yanınca
Yıkılmış karanlıklar arkası güz rengine yalım zalım sarmaşık
Her seferinde dalgasını hırçın köpüklerden sürükleyen kayıklar gibi sarhoşça
Kırgın iskele ayklarında serin, soğuk ve leylak
Anne kucağından koparılan uzakklaşmalar hüznüne zakkumun zakkumu
Burkulup da boğulan sevinci takas edercesine feryadi
Karsiliksiz yankiyan
Zamk futurata kanaat getirmisken sessizlik
Insani kendi gölgesiyle yüzlesmeyi yamalayip yapistiran zakkum yüklemle
Yitik kabahate selam söyler gibi aksan arzuya has
Kim ki
Kendini insan olmaya üsenir,
Piril peril
Cincik gibi cam pilatin gibi kirik dökük
Fay gibi fayans gibi serit gibi her eklem bagi zehre zimmetli haddi askin
Patlamis bir yanardag püskürtüsünden kül bulanigi soguklugun
Üzüm serbetinden dut sirasindan armut pekmezinden kopukluga bedel
Baya bir ercel
Üstü karartilmislarla kapali örtbasin altindan
Sosyal siyasal ekonomik adaletsizlik ve gelir dagilimi esitsizliginin
Makas acikligi gittikce büyüyen mutsuz kalabaliklar
Torpilli imtiyazli rantiyaci yagmaci kücük azinliklara kul ve köleyse
Hangi kanunu düzenler cikarirsa cikarsin sahtedir
Yalandir cöreklenip cullanan hortlak dolasimdir
Devrildigi yerde dökülüp kirilmadiysa eger
Tutabildigin kadar cesmepinarsin
Sana sögüde incire toza topraga sagnak bir sagnak
Avunulasi bir müjdeyi zevki sefa ile güzelligin bahtina
Damla damla yagip biriken belki akide sekeri tatlisi bir düs
Belki yagmurlarca yer ve gökyüzü hayat bahcesinde eylenip
Tek dingil kamyonla
Yarim porsiyon insanina itiraz etmeyen itaatkar ve uslu hayat
Agizdan konusuyor fakat vucuda gelisi yok cümlelerin
Ara parantezini dumanla püskürtüp sisli fiyakaya bogarak
Elim elim üstünde oynar gibi filan
Duymadigi görmedigi bilmedigi tanimadigi düsünmedigine
Yollardır,
Gizliden gizliye durmaksızın yürüyüp giden dünyayı dolanıp bükülen
Yollardır step kırcısında tundra salkımlı buz, yollardır sahra
Yollardır attığı her adımda içerden korlanan kimi ateşleri
Yana döne bağrında kül diyerek soğutan
Yollardır açık pencerelerde fermuar fermuar çarkolup
Şüphesiz..
Her gün kendi yatağında uyanırken
Bu saatten sonra bu çağlarda ve ben deli
Dünyanın daha kimbilir kaç bir güneşi var iken
O bilinmedik dağların ardında ömrüm
Ve ben böyle bin katrede kaç bir umman
Yalnızlığının gümüş yeleli suvarisine binmiş ay duldaları
En gizemlerine saklanmış gecelerin inatla işttiği sırlardan
Giderken üstüne üstüne meçhul seyir
Sessizliğinde sanki bir çığlık sarılı uzağın
Uzağın susuşunda öksüz bir hal var
Kara sevdalığa tutulmuş da azar işitmiş gibi
Çıkmış ortalıklara benden deli rüzgar
Yırtmış bağrını, hançeresinde yareli dillerin avazı meçhul
Esiyor
Bir esiyor kiiiiiiiii, bilirsen eğer amanı yamanı
Bir bilsen nasıl aşka delisi olur da divane
Misal o misale




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!