Zorlamaya gelmiyor hic mi hic
Ne aklim ne kalbim, hic..
Isin ilmi teknigi bu ve böyleyim iste
Isin acikcasi
Bak buralarda yikilmis yerle bir olmussa degirmen
Sense kapinin kolu, zilin tokmagi derdinden
Geceleyin cengicerag arsizin
Binip gittigi düslerle gemsiz küheylan haykirislari ucsuz bucaksiz doludizgin
Ay sokaginda buzlu göller aynasinda kurdelesini güzellige baglayan zülüfleriyle
Sessizligin gölgeleri bembeyaz ve kar damlarin uc uca dokundugu doruklar sisduman
Ince bir tülün soyunup cirilciplagini cildirasiya habersize suskun
Sakli bir gizemden doguyor gibi gökyüzünün kandilleri kapidan bacadan yansiyan
Herkesin ilgilendigi yasamaktan maksat…
Bitmeksizin bassagligi dileyen hallerden yasam sevincine akran olup
Tüm toplumun gectigi
Ve agirligini koydugu
Sorumlulukla duyarlilikla sahicilikle samimilikle sadakatle tümetüm
Tüm toplumun hallestigi ve agirligini koydugu yollardan
Yillarin yordugu yükler altinda eskiyen toynaklariyla
Havada savrularak vinlayan kirbacin sesi, arabacinin isligina karisan
Hangi atin civisi sökülmüs nallariydi kagni pazarindaki..
Yem torbasi boynundayken yahut tam da suvarilacak zamana yanmis susamisken
Mevsimin kisinda habebe gözaydin
Sallanan yapraksiz dallarda
Soyulup dökülürken toz toprak carki haraba
Bir kervan yola sökün ediyor mechulden daha
Bir islik daha kimsesizligini calarak garip
Usulca uzaklasan bir göc nice bir göcebeligin
Bir bag daha bozuluyor dallar direkleri yerde gökte sürgün sürgüneve bir avaz…
Soguk serinde sacilip savrulan bahcelerden eskiyen baharlari solgunlasarak
Beyaz kendi yerine syah olsaydı daha mı yakışırdı..
Türü densiz dangalak lakırtıda tangırı tungurtluk için
Adaletsizliği,
Soygunu,
Zulumu,
.... .. ............
Vakit ne zaman ana uygundur mu dersin..?
Çığarmış toprağında renkleri tüllendiren nem kapımı rüzgarda
Vakit,
İnce meselelerin giysilerini örmeye adını bahar diye dillediği aradan
Süzülmüş bal salkımı turuncuların kucaklarında hala yaz oynaşırken vakit
Vakit hara kibrit çaldığında,
Sıra döndü... oynasana iskambilci..!
Vermiş de gayrısını rüzgar bahara aldıklarını yüksek katına götürmüş halkeyifsizliğin
Oynasana yerden başını göğe kaldıran her bir perde
Yeşil çimen, zavarlanmış arpa buğday boyunda
Birbirinden ap ayrı sazlar hayat namına tam kefil
Esmese de kefil, yağmasa da kefil
Bakınca şöyle
Ay ışığından koparılmış gibi
Parmaklarımın ucu ağzımın tadı kenarı
Üstüm giysime bakıyorum
Sofrasından kalktığım neyse ondan kalma beni ele veren boyanmış bulaşık
Çocukluğun bilindik halleridir ya, zaten ordan sanki hiç büyümemiş memişim de
Gün variken esikte oyalanan kilitsiz torpidoda
Mahser kalabaliklarini kiran döken buluzzz ne tuhaf ne ayip..
Günah topluyordu da sanki nehir suyu korsan kürek
Bluu cinn
Eski gospel sarkilari gibi misssisipi kayiklariyla yandan carkli vapurlarda
Kilisenin rutubetli sokaklardan gecerek gitar sessizliginie diz kiran




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!