Mor sayfalarıyla menekşeden albüm
Kefil olsa sözünü bahar ve ahdetse gitse
....elvanların lutfunu her hali aşkolana
Dağa çıkarsa baştan aşan esriği perdesiz tül,
Taşa söylese sırdaki saklı nesine yavrum nesineler
Dellenmelerden bir yazgı sunsa kor,
Yorulan sazlarsa , üzülmeninse sirasi günü degil
Yel bir baskadan esse, bir baskaya cekip götürse yol
Bugün bir baska yagsa da icerimdeki kar
Bana bir baska yerden bakip niye solgun benzin yüzün bugün
Dedigin saklamcaclari görüyorum
Salingacin
Yüze carpilan kapi misali
Sevinci kursaginda kalan sigic kovulmusluklar gibi degil
Suyu testisinden ictikce kana kana bir olunan toprak damli yeryüzünün
Cikinca kapisi günün günesin sokak esigi bag bahce bostan
Hicbir yabancililigin üstüne ilismedigi daglar tepeler yollar dereler
Sarildikca kolu kucagi simsicak yurdum barkim demeye izinsiz kagitsiz
Fideden filizden ormana ceylana
Ucan kustan sevgi yuvasinin yüreklendigi kanat cirpinislarini belleyip
Anne dediyse baba diyarindan poyrazlayan delidolu rüzgarlar
Muhabbeti cig damlalarina düser
Pembe bahardan kara kistan
Bir güzel yurt ciceklenir gönlünü aska firar eden insana
Biliyorum burada bir eksiklik var
Bu avizedeki çiçeğe sen demiş de aldanmış bir evi
Aşk yalandan, odalar yapma bozma kartoncuk
Ben geliyorum ki bahar bozgunluğu yüzünden okunan
Güz bahçelerine ışıklar düşmüş direklerden geceli
Bir siyahın sonsuz sabahını öksüz yollara düşürmüş
Her agacta bir orman
Tuhafligin tenhaligina söz kesen soguk günler ardindan
Tümüyle ayaz yüklenmis fiiler gibi disardaki sincap dallari
Gününü geceye yormanin yola koyulmus fenerlerine kendini temihleyerek
Düsüp kalkan gölgelerde sanki ürkek aksam kuslari degil
Kar havasindan söyleyip esen
Madde madde insana tabiyatıyla
Gözünde ve gönlünde kimin nesi varsa oradan seyrolur mimozan
Denizi oltalanmış günbatımı fırtınalarındaki deterjan köpüklerine bakar kimi
Kimi şarap içer, kızıl rengine eldeki kırık kadehin
Kimi duvara bakar kaç milim betonarme çelik hesabıyla korkunç kondulara
Kimi rampa eğilimindedir sıfır dereceli duvardaki kaplanmış çiçeksiz kağıda
Derinlere bakraclar salan gönül helkesi
Vardikca ummani deryayi calkantisi dinmeyen kalbinde bulan
Sökük duvarlar
Soguk kandiller
Solgun sessiz bir fener gibi koptugu firtinalara dügüm cözerken
Sazlarini gönül tellerimden cagirir calar
Efil efil eğrilmiş ip gibi ipeklice
Lambalarını yakmaya koyulu sokakların arasında akasya
Gelesiye kadar akşamın karanlığı
Garların kapılarında gelen gidenlere mendil mendil sallanıp
Zamanı siyaha boşaltan boylu boyuncalığın izlerinde
Bir durgun
Soguklar kapisinda
Tüm talih cekilislerinden muhaf
Zemheriyi bulup gitmelere kar yükünde iklim mevsim aralik
Cikar mi cikmaz mi ödülüne kuponuna piyangosuna
Burdan hic bir yere götürmeyen insan kalabaliklarini kendi aralarinda depolayan
Saf zitliklarin birbirini ceken ortami olmayinca nedir zehir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!