''Eleğin sık.'' derdi annem, ince fikirli olduğum için.
O da bir şey mi?
Ben onu kaybettiğimde rendeden geçtim...
Sevdaya rabıt çekemedim
Seline güç yetiremedim
Kapılıp sana sürüklendim
Dönememeye bitkin düştüm
Yunus'un gözyaşını serdim
Ömrünün kordan sınavlarına
Ciğerinin alev almasına
Küllerinden güle uyanmana
Buluta dolup koşandır şiir
Ağaçlar mı dökülür hep.
İnsanlar da dökülür kirpiklerinden avuç içlerine.
Kimine manasızdır artık ömre gelecek bahar.
Bedenden ruha geçmek diye bir şey daha var.
İnsan mevsimini asıl burada arar.
Öyle bir mevsim ki
Biliyorum
Senden yana
Son nefesimeze kadar
Gözlerimiz nemli bakacak dünyaya.
Bi' köşeye çekildiğimizde
Bayım, ruhundan çok uzaklardasın
Bilgi deryasında boğulmaktasın
İmdat! Kıyına çıkmak zorundasın
Bilgeliğinin kalesi ununda
Çıkar dünyayı arandan, yarından
Kırık bir can bıraktın ardında.
Söyle!
Hangi umudu hapsedeyim
Göğsümde bıraktığın boş kafese?
Hepsi ölüyor be!..
Ruhum
Anne
Benim bu defa
Karnım değil, kalbim değil
Ruhum ağrıyor.
Kalkamıyorum.
Anne!
Zaman
Bazı yaraların merhemi değil
Körükleyeniymiş.
Benim yaram da günden güne daha da büyüdü
Büyümeye devam ediyor.
Bu yüzden eskisi gibi değilim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!