Birer ikişer gidiyorlar
Taslarını tabaklarını
Tarakta saçlarını
Albümlerde fotoğraflarını
Hüzünlerini
Üzümlerini
Daha eşiğine adım atmadan
Günül Kabe'mi yıktın
Her yıkışını yetmişe çarptın
Çığlığıma kuşlar, soluğuma toprak doldu
Ciğerimi yolup, kapının önüne koydun
Sen benim güneşimdin
Yüzün gözlerime vurunca
İçim aydınlanırdı.
Doğmamak üzere battın
Beni karanlığa saplayıp.
Gecenin körü uykuma bıçak şimdi...
Sese koştum
Yağmur gelmiş
Ben aslında
Kokuna koştum
Bu koku gündüzkinden de öte
Gece olunca hep mi çoğalırsın sen...
Sen gelsen
Doğrulur boynum sol yanımdan.
Silkelenir omuzlarımdaki tabutlar.
İçeri girerken o güzel gülüşün
Matem çıkar gider kapıdan.
Bir çocuğa baktım bugün
Nasıl sen gülüyordu.
Sanki seni gördüm.
Allah'ım!
Öldüm mü ben yoksa dedim...
Seni annenden bile daha çok sevdim
Haylazlığına delirip durmam ondan
Bana yanlış yapmaya kalkışma bayım
Aşığın öfkesi de hardır, yakarım
Seni annendeki merhametle sevdim
Şiiri sevmiyormuş.
O neymiş öyle hüzünlü hüzünlü...
Senin duyguların sirke...
Şiir şarap...
Sevmemen normal tabii...
Seni sevmek
Dünyalar dolusu hasrete rağmen
Zahmet değil rahmet
Seni sevmek hazine
İnci, mercan, zümrüt gönüle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!