Bir bahar daha geçti ömrümüzden..
Tutamadan bir gelinciği narin boynundan..
Basmadan ayaklarımız yere ..
Göremeden bir tohumun toprağı yardığını.
Düşler kurduk hayalden bahçelerde...
Uzanıp şöyle taze çimenlere..
Bir bardak suyun içine bir kaşık tuz atıp katıştırırsanız, suyun tadı bozulur..Yapısı bozulur..içemezsiniz ..
Bir bardak suyun içine bir kaşık toprak atıp karıştırırsanız, su kirlenir... Rengi kokusu ve tadı değişir...içemezsiniz...
Aynı miktarda tuzu veya toprağı bir gölün içine atıp..Rengine,kokusuna tadına baktığınızda..Gölün,temizliğinden kokusundan veya tadından birşey kaybetmediğini görürsünüz..
Neden ..
-Büyüklüğünden..Derinliğinden.. Akarı olduğundan...
İşte insanoğluda böyledir...İnsanda imani derinlik,insani genişlik...ve bilgeliğinde akarlık yoksa...Bu insan değişime ve gelişime kapalıysa, ufak bir dokunuş hayatını mahfeder...Ayağını kaydırır..Şirazesini bozar...Dengesini ve psikolojisini bozar..İnsanı isyan seviyesine getirir..
Bir ben var benden öte,
Senden gelir sana gider...
Beni bana ite ite,
Senden gelir bana gider...
Garip gönlüm taa ezelden,
Seni bilir, seni sever..
Bir gün yere bir damla bal düştü..
Bunu gören Küçük bir karınca balın tadına baktı ve gitti..
Balın tadı hoşuna gitmişti tekrar geldi ve biraz daha yedi...
Gitmek istedi ama bir türlü bırakamadı, artık kendini balın lezzetine kaptırmıştı ve sonra bal damlasının içine girdi...
Ancak çıkmak istediği zaman buna güç yetiremedi, debelendikçe daha da battı ve balın içinde can verdi
"Hiç kendine çarptığın oldu mu, birdenbire bir köşebaşında." diye başladığı şiiri,
"yoruldum artık her yol ağzında kendime rastlamaktan." diye bitirir Ahmet Erhan.
Ve "kaçtığını zannederken kendine toslar insan."
İnsan dışarda arar güzeli çirkini..iyiyi kötüyü...Zulmü merhameti..İhaneti sadakati..Sevgiyi saygıyı dışarda arar...Oysaki herşey ve herkes bir yansımadır..kişinin içinde ne varsa, karşısına o çıkar...Dilinden ne çıktıysa, onunla imtihan edilir...Aklından ne geçirdiyse,Hayatından o geçer...Kişinin karşısına çıkan herşey ve herkes, kişinin aynadaki yansımasıdır... Düzeltmesi gereken bir hatası varsa, o hatayı bolca yapan kişiler çıkar karşısına... Çokça suizanda bulunuyorsa, kendisi de aynı duruma maruz kalır... Çokça vurup kırıyorsa, ya kendisi gibi insanlar çıkar karşısına.. ya da aşırı mazlumlar çıkar ki, kişi hatasını görsün... Cimrinin karşısına ya ondan daha cimrisi yada çok eli açık çıkar.. hem zıttı hem birebir aynısı çıkar kişinin karşısına ki, kişi hatasını görsün.. kendini düzeltsin.. karşımıza çıkan herkes ve her şey bizim yansımamızdır...
insan her köşebaşında kendisine toslar aslında..Bunu görür ve hatasını farkederse, kendisine selam verip, hatalarına dsir iki kelam ederse ve nasihat ederse, kurtulur..Aksi halde aynalara vurur durur...
Bir gün beni aramanı istiyorum...
Öyle telefonla değil;
Şefkatimi ara..
kokumu ara..
sevgimi ara..
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz...
Sen dağ gibi kurul,ben zerre bir yer tutayım...
Kendisini birilerine kanıtlamaya çalışmayan insanlar
Ne güzel insanlardır ...
Hırs'sız !
RUMİ bir sözünde der ki;
"Bir insan bir insana aşık olmuşsa, Bu aşk, aşık olanda değildir... Aşık olunandadır."...
Beyazid-i Bestami Hz'lerininde benzer bir sözü vardır;
"Allah’ı seviyorum sanırdım..! Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş...Allah bir kulu severse, onun kalbini Kendisi ile meşgul edermiş." demiş hazret..
Bir kadın için değmez diyorsun..
Bir kadın için değmezsem,
Kaç kadın için değerim...
Söyle..Kaç kadındır değerim..?
Yada kaç sevda ederim...
Hadi inkar etme, söyle..
Ey içimizi karartan karanlık çağ...
korkmuyoruz karanlığından...
Karar karara bildiğin kadar...
Çünkü aydınlığın başlangıcı, karanlığın en yoğun olduğu noktadır...
Ve biz zifiri karanlıktayız...
Birlikteyiz..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!