Aklı sende olmayana kendini hatırlatmak için uğraşma...
Verilen değerin derecesini, gösterilen öncelik belirler..
Bir önceliğin yoksa bir diğerin de yoktur..
Eğer sevgili senden uzak olmayı Murat ediyorsa, sakın ha yakınlık talep etme...
Çünkü senin zannettiğin yakınlık, onun Murad ettiği uzaklıktan daha uzaktır..
Bak bugünde akşam oldu..
Karanlık, maddenin üzerini örttüğü andan itibaren Bugatti'ye binen içinde, Tofaş'a binen içinde tüm şartlar eşitlendi..
Yemekte bonfile yiyende,şehriye çorbası içende doydu...
Az sonra tüm ışıklar sönecek..
Herkesin üzerinde taşıdığı ünvanlar karanlığa gömülecek..
Yatağa girildiği anda ruhlar bedenleri terkedecek..
Nedendir bilmem, son günlerde içimde ince bir hüzün var..Sanki ait olmadığım bir toprakta kök salıyorum...Şehir boğuyor beni..Köye gitmek için hazırlık yaptığımız yazları özlüyorum..Bostanların kenarlarında kendiliğinden büyüyen Pembe köy güllerinin kokusu vuruyor ara ara burnuma..Değirmenin önünde çağlayarak akan suyun şırıltısını duyuyorum bazen ..Babannemle kozalak topladığımız çubuklu düzlüğü...Heybeden çıkardığımız kömbenin kokusu.. çobana katmak için damdan çıkardığımız danalarımızın sağa sola koşuşu...Babannemin küçük evde çökelek bastığı tulumun ekşi kokusu...sacdan yeni inmiş köy ekmeğine sarılı tereyağı ve çökeleğin o enfes tadı..Babannemin kıvır kıvır duran kınalı saçı..Köydeki leçekli teyzeler, sekiz köşe kasket takan amcalar..Ve daha neler neler geliyor aklıma... sezen aksun'un "geridön" şarkısı çınlıyor bu ara kulaklarımda...Başımın iki yanında sallanan örüklerimi..Babannemin avuç içlerimi öpüşlerini...Dedemin türkü söyleyerek atını nalladığı söğüdün dibini...Dereden su getirmek için kullandığım çatallarımı...Yürürken gıcırdayan lastik ayakkabılarımı...
Ve daha bir çok şeyi anımsıyorum an be an....
Betonun icadı insanlık tarihine atılmış en büyük kazıkmış bence...Keşke hep doğal kalsaydı herşey...Yetiyordu eskiden insan insana...
Ben çocuk olduğumuz günleri özlüyorum...Yada çok olduğumuz günleri..Ama en çokta Anadoluyu..Evet evet, En çok anadoluyu.
Sıkışıp kaldım dört duvar arasında...
Gitsem düğüm,
Kalsam zulüm...
Araf denen bir yerdeyim...
Sağa dönsem yüzün,
Sola dönsem hüzün...
Asaleti kendinden olanın gösterişe ihtiyacı yoktur...
Bu insanlar için köşk ile gecekondu arasında bir fark yoktur mesela...
Mutlu olmak için pahalı zevkler edinmezler..
Giyinmek için özel şeyler aramazlar..
Makyaj yapmayı sevmezler... acılarını sevinçlerini,gülüşlerini, mimiklerini, yüzlerindeki çizgilerini makyajın arkasına gizlemezler..
Tay tüyü koltukla, kaldırım taşı arasında bir fark görmezler..
Kim olduğumun varmı önemi..
'Sevdim' diyenin ağzındaki yalanım ben..
'Gitmem' diyenin ardında kalanım ben..
Aşk ateşten bir okyanustur... Karşı kıyıya geçmek için küreğe değil, yüreğe ihtiyaç vardır...
Aşkında üç cemresi vardır.. İlk cemre göze, ikinci Cemre gönle, üçüncü cemre ruha düşer..
Göze düştüğünde beğeni olur.. Burası ham makamıdır.. bu makamda insan hamlanır..Düşünmekten yorgun düşer.. gönle düştüğünde aşk olur.. Burası gam makamıdır.. bu makamda insan sürekli gamlanır.. ruha düştüğünde vazgeçilmezin olur.. Burası da dem makamıdır.. Burası insanın tatlandığı demlendiği makamdır..
İmkan sızım'sın benim..
Yılın beşinci mevsimi..
Ay'ın otuz ikinci günü..
Aşk yürekte güzel, duâ dudakta..
Kavga meydanda güzel,ölüm ayakta...
çay bardakta, su ırmakta..
Sevda YAR’da güzel...Yâr yarada .
Söylesene hafız…!
Sevda değildi bu,
Sanki bir düştü..
Sürecek diyordum
Sonsuza kadar.
Takvim yaprağına
Ayrılık düştü..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!