Dört duvarın yok..
Kapın yok, bacan yok..
Ama evimsin işte...
Allah bazen birini kalbine koyar..dualarına koyar...Rüyalarına koyar...Ama hayatına koymaz...
Bazı sevgiler imtihandır..
Çalışmayan kadın için Türkçede;
"ev hanımı.."
İngilizcede;
"house wife.." (ev kadını)
Arapçada; "Rabbü'l-beyt" (رب البيت) ifadesi kullanılır...Anlamı ise; "evin Rabbi", "evin sahibi", "Evin kraliçesi", "ailenin reisi" dir...
Dillerdeki incelik, toplumsal duyarlılığın yansımasıdır.. efendimiz kendi temizliğini kendi yapar, kendi dikişini kendi Diker, gelen misafirlerine kendi elleriyle hizmet ederdi..
Farzetki ben gittim..
ne yaparsın..?
Ben ki senin testin, bir kırılırsam..?
İçtiğin suyum hem, ya bozulursam..?
ben senin esvabın, işin, meşgalen...
Bensiz anlamını yitirirsin sen...
Garip, kimseye küsmez...
Onun küsmeside kızmasıda kendinedir..
Yerli yersiz isyan etmez, konuşmaz..
Onun nazı da niyazı da şikayeti de rabbinedi
Ey gündüzümün güneşi,
Ey gecemin siyahı..!
Söyle bana sen kimsin..
Dil ucunda taşınan hecemisin, közmüsün..
Çözülmeyen kördüğüm,
Yarım kalan sözmüsün...
Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler...
Ağzına dolanır insanın..
Sussan acıtır.. konuşsan kanatır..
Gel ey köşe bucağım..
Kırık kolum..
Gelecek diye bir şey yok..
Gelmeyecek olan ne varsa,kim varsa onu sevdik biz...
Ondandır tüm neşesizliğimiz...
Kimse kimseyi rastgele sevemez..
Bir kalbi,bir kalbe meylettiren Hak tealâdır..
Derdini anlatacak kadar lisan bilen değil..
Derdi azaltacak kadar insan lazım bize...
Kalabalığa lüzum yok...
Ben ençok seni götürdüm giderken..
Aklımın nakliyesiydi, asıl yoran taşıyıcıları..
Bizki; kullandığımız eşyanın ömrü bittiğinde, onu evimizden çıkarırken hüzünlenen, hatta eşya ile helalleşen bir milletlik..
Bizki; suyu içmeden önce besmele çekip bardağı öpen, yaradandan ötürü yaradılana saygı gösteren bir medeniyettik...
Bizki; karıncanın üstüne bastığımızda onun ezilmeyeceğini, çatır çatır kırılacağını bilen bir medeniyettik...
Şimdi ise bırakın çöpe eşya atarken hüzünlenmeyi; kapının önüne eşimizi çoluğumuzu çocuğumuzu, huzur evine anamızı babamızı koyuyoruz da, yinede hüzünlenmiyoruz... Bunu kendimizde hak görüyoruz..
Bırakın; kullandığımız eşyaya teşekkür etmeyi, ona hürmet etmeyi, hayatımızdaki insanlara saygı duymuyoruz hürmet etmiyoruz...
Bırakın; karıncaları kırmaktan imtina etmeyi, yaradanı kırıyoruzda, dönüp bakmıyoruz..
Solgun yüzünde bir uçuk tebessüm,
Ayrılık vaktinde, şafak sökerken..
Uzun güne karşı koyamaz göğsüm;
Gitmesen olmaz mı..? Daha çok erken.!
Bekle biraz ne olur! Ezan okunsun..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!