Cahiliyede akılsız birçok adam;
Bazı hayvanları kılmışlardı haram,
Bahîre, Sâibe, Vâsile ve de Hâm…
Allah’a karşı uydurmuşlardı yalan,
Açmışlardı fitneye uygun bir alan.
İnsan sosyal bir varlık,
Lazımdır fedakârlık,
Olamaz ihmalkârlık…
Sürsün iyiye davet,
Oluşmasın rehavet.
Ölüm bu; gelir elbet bir gün,
Kalır ortada cansız beden.
Biter gider; makam, mevki, ün,
Başlar hesap her bir zerreden.
Ölüm anı yaklaştığında,
Şahitler çıkarsa yalancı,
Geçilir bir başka evreye.
Kınanır o iki talancı,
Mirasçılar girer devreye.
Mazlum almak ister hakkını,
Hazırlanacak geniş hesap alanı,
Atamazsın şimdiki gibi yalanı,
Dil susar, uzuvlar anlatır olanı…
Şek-şüphe yok; bir gün mahşer kurulacak,
Büyük-küçük her bir şeyden sorulacak.
Rabbimiz hatırlatır nimetini,
Peygamberlerden Hazreti İsa’ya,
Hakk’a davet etti o ümmetini,
Bitmez mucizeleri saya saya.
Daha beşikte iken etti kelam,
Havariler; Hazreti İsa’dan
Görmek istediler bir mucize.
“Sofra indirse Rabbin semâdan,
Yesek; şifa olsa cümlemize.”
İsa peygamber ise kaygılı;
Meryem oğlu İsa açtı elini:
“Rabbim, bize gökten bir sofra indir!
Nasip et havarinin emelini;
Bayram olsun bugün; bizi sevindir!”
İndi sofra bulutlar arasında,
Hristiyanlar tevhitten saptı,
Meryem’i, İsa’yı Rab yaptı,
Onların ahiri azaptı…
Kaynağı sorulur teslisin,
Bu işin faili sen misin?
Öyle bir gün ki; titrer beden,
Hesaplar dökülür ortaya.
Küçük-büyük ayırt etmeden,
Takılır hepsi de oltaya.
Dünyada doğruyu söyleyen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!