Kurşunlar yaprağı delerken, sen düşüyorsun içime
Bir yankı karanlığı bölüyor, üşüyorum gelmiyorsun
Kar düşüyor seni seven dallarıma, görmüyor musun
Isıt bakışınla bedenimi, gecenin karanlığını ört üzerime
Seninle mavi bir iklimin yangınlarına düştüm, yaram çok derin
Çöl rüzgârlarına karıştım, pusularda kurşunlandım da ölmedim
Avuçlarıma sığmayan sevdana döndüm yüzünü, pes etmedim
Gözlerinle kuruldun sevda otağıma, şimdi en gizli yerimdesin…
Umursamazlığımızdı eski şarkılardaki nakarat
Aynı dünlerin ağaçlarıydı mevsimlerce üşüyen
Melankoli boyalı dar odalarda biz öpüşürdük
Sular yürüyen dere yataklarında ıslatıp ayaklarımızı
Mırıltılı bir baharda çocuk düşlerimizi bölüşürdük
Sırrımızın kanlı tülbendinden birer birer süzüldükçe kara mevsimler
Özlemlerin siyahlara sarılıp uyuduğu kırık düşler tabakasıdır geceler
Yüzüm döküldü şimdi firari sulara
Sürgün çağrılar ülkesine gidiyorum
Unuttum ruhumdaki yasak sevişmeleri
Yüreğindeki kaçışların izini sürüyorum.
Pas tutmuşum, masallarım vurulmuş can
Adını unutunca mevsimler
Lambalar hep yeşil baksın sokaklarda
Çingene düşleri çalalım karanlıkta
Gecenin siyahında öpeyim dudaklarından
Bil ki, su derinde insan kokar
Duygulu bir keman sesiyle uyanırım,
Sultaniyegâh besteler harmanlanır içerimde
Kaygılarım biter, düşlerim bahara ulaşır,
Masalları uyandırırım uykularından.
Ne çok oldu gözlerine bakmayalı bir bilsen,
Yıldız düşlerime dağlarımdan mavzerler doğrulur, seni sevdikçe
Suskunluğun sancıları gibi durmaksızın yolarlar akrebin döşünü
Ben mavi bir aşkın yeşil baharlarında serdim aşkın pembe döşeğini
Ağlayan Nemrut’u düşledikçe ben, yokluğuna düşüyor hüznün tetiği…
Nemrut’u düşler oldum yokluğun hüznüme ağır basınca. Yüreğime yığılıp kalan ince sızının türkülerinde resimlerde kalan mutluluğun bağrımızda bıraktığı izlerle, içimizin derinliklerinde bağdaş kurup oturan avuç avuç hatıralarla, koordinatsız, yitirilmiş bir zamanın imbiği düşüyor dizelerime. Asırlardır toz ve toprak taşınmış donuk yüzlerdeki izlere kimi güneş, kimi yağmur vuruyor, kimi de karlar altında kalıyorum seni düşündükçe.
Ninnili halaylarla kendimize döndüğümüz ilençli bir senfonidir hayat
Şakaklarımdaki mevsim geçişlerinin bıçkın naralarıyla gel beni donat
Esrik bulutlar kutsamış yılların bükemediği yüreğimizi
Biz içimizdeki kapıları, hoyrat ve asi vedalara kapattık
Geceleri yeniden türeterek hızla akan zamana direndik
Sabrımızla okyanuslar geçtik, sonsuzluk gölüne geldik.
Soluk benizli yorgun gemiler getiriyor rüzgârın. Mavi kirpiklerine unutulmaz sevinçler yüklemiştim yanımdayken. Savrulan saçlarında hüznümü sorgular, kaçamak bakışlarında yüreğine gıpta ederdim. Toprak önümüzde tavlanır, derinliğini hesaplayamadığımız iklimlerde yaşanmamışlıklarımızı sorgulardık. Vakitsiz buluşmaların sararmış yüzlerini birlikte okşar, bizi aldatmayan bütün sözcükleri gecelerimize sererdik.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.