Yürek sırlarımızın dallarına tüneyince kuşlar
Geceler hazin yalnızlığımızı tülbentten süzer
Arada bir uğra, terk edilmiş gönlümün ücra atölyesine
Sönmeyen bir külün enkazlarında sokul tenimin terine
Bir gökkuşağı çağır evrenden, yükle aşkın kürelerini
Geç içime, yuvarlanarak yerleş yüreğimin can evine.
Ömür sarayımın odalarında bir kadın, bakışları ay
Açınca özlemin pencerelerini,
Islak bir şiir okşayacak gözlerini
Gelişinle uyanacak dik yamaçlar
Gelişinle kapanacak bütün yaralar.
Üzerimize biçtiğimiz bahar direşkenliğiyle
Sevdaya bandık utançsız ve terli ellerimizi
Her ayrılık içimizde çoğalttı sancılarla bizi
Kırlangıçlar çağırdık alımlı yüreklerimize.
İlk kar sevinçlerimiz ay ışığına hep dargındı
Mavi düşler giy bu gün bedenine
Kuma gömdüğün saatleri koluna tak
Sil savaş çamurlarını ay yüzünden
Sonra koş yüreğimin sessiz iniltisine.
Sana sevgiden ne kadar söz açmamayı denesem de öfkeyi ağzıma her doladığımda bir kürek mahkumunun sızıları yer bitirir içimi. Üzünçlü bir dert gibi ruhumu sarıp sarmalayan gözlerin, insan çölünün sonundaki ismin, etimin kılcal damarlarına işleyen sesin, uğrunda gündüzlerimi harcadığım gecelerim bir felâket sonrası tufan gibi kaplar benliğimi.
Yüreğimin tülbentlerine gönder aşkın hicaz sepkenini, birikir damla olur
Her damla buluşur bir menzilde, kendi gövdesini yeşertecek yolu bulur
Rüzgâr kendi ıslığına tutunarak çöller aşar, mevsimler bundan yorgundur
Karşılıksız bir bekleyiştir aşk, gün gelir kendi gölgesinin girdabında boğulur
Suskumun kalibresinden yılların hüznü fırladıkça ne kendime kırık, ne de aşka yıkık bir dal oluşumdandır. Gönlümün hanedanlığına her mevsim göçmen kuşlar uçup geldiler ve kondular yüreğimin sulaklarına. Aşk yalan bir kurşunun iziydi, söküldüm kendi dikişlerimin soylu atölyelerinde. Gecenin yeliyle, ruhumun tükenmez sevileriyle ve yorgun gövdemin cana can katan sevileriyle o göçmen kuşlar vakti saati gelince yine aynı serpintilerle kalktılar nehirlerimden, göllerimden ve sevda denizlerimden.
Üç heceli bir yangın artığısın gövdemin katmanında
Teninin hıçkırıklarıyla raks ediyor kangren kalemim
Kırık hallerimin düş meridyenlerinde sen yoksun
Seni anlatıyor imgelerim, mevsim utangaç
Damarımda isyan, aşkın nehirlerine karıştım
Günlerdir sana akıyorum.
Ölümlerin en hüzünlü yelleri yalıyor içimizi
Üstüme eğiliyor sarı zaman, tüllerim kavruk
Köklerim bağışlanmaz bir günün balçığında
İsyanı da öğrendi ruhum, ben katlediliyorum.
Her sabah güneşi karşılar burada füzeler, roketler
Biz ki, ay düşmeyen nice gecelerin korkularına atlarımızı koşumlamadık mı?
Yumuşak gövdemizle, gülüşlerimizle paramparça etmedik mi sevgisiz bedenleri
En bilinmez yaratıkları, en koyu karanlıkları yenmedik mi kutsal sevgimizle
Gövdemizi paralayan, içimizi harabeye çeviren bir sevdadan zaferle çıkmadık mı?
En koyu yalnızlıklara yıldız kümeleri ekip, mor gülüşlü zebanileri yüreğimizle yenmedik mi?
Mecalsiz unutkanlıkların rıhtımında avuçlarımda güneş
Dermansız bir düşünüş dudaklarımda, içtiğim özlem
Geçmiş zaman kapsüllerine suskuyu tıkıştırıyorum
Yamalı bir düş artığı yüreğimde, çok üşüyorum.
Susmayı öğretti zaman, satırlarımda yalnızlık düşü




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.