Yine vurgun yedim yüreğinden, karışığım, suskulardayım
Çekirge vedalarına karıştım, kavuşması erteli bir özlemleyim
Eski sevgilerle yaşayan bir ozanım ben, elvedalara da alışığım
Çekerim aşkın küreklerini uzaklara, ben şiir yazarak da yaşarım
Islanmış pusulalarla geçiyorum köpüklü denizleri
Sıkışmış gövdemin katmanında üzünçlü anlar
Mavi kendine sancı, karanlık gölgeyle dansta
Saçlarımda gün çizikleri, ellerimde deniz
Soluğumun küpeştesinde mor yangınlar
Yozlaşmış tutkularımızın kendini reddinde
Yönümüzün umuda sarılmış yelkenleriyle
Rengini tüketmiş nice mavilikleri geçeriz
Boşa çıkarılmış umutlarımızın son demiyle.
O yüksek sesli ısırgan yalnızlığın
Kanlı patikalarından geçiyorum
Yüreğimde eskimiş aşk kesikleri
Gönlümde hüzzam ayrılık türküleri
Sesler çoğalıyor sona ilerledikçe
Gün kısalıyor ansızın kendi içinde
Sürdükçe kendi izimizi, dökülürüz bizler yaşamın çamurlu denizine
Yürek bohçamızdaki iksirli bir yaşamın tuzlarını sileriz mendilimize
Çıkarırız ömrümüzün yaşanmamış karelerinden sevisiz günlerce
Katık ederiz gümüşleri silinmiş an’ları bir gün, yangın gülüşlerimize
Uzak düşünüşlerin satır aralarında buldum seni, merhaban oldu aşka gülüşün
Dilinde anlam bulan masallar yazdım sana, mutluluğun hıçkırık odasında öpüşün
Mor dağların yamaçlarında ara beni, bir serçe kanadında olsa da sevdama gelişin
Sol yanımdaki gümbürtüye daya kulağını yar, aşkın rüzgârları isterse bizi üşütsün
sisler çekilince gönlümün derinliklerinden
yangın dudaklarının yüzyıllarına düşerdim
ritmim bozulurdu kıvrılarak uzanan yollarda
olup olmadık yerde seni arar gölgeni arardım
sırtımızdaki yorgun aşklarla yağlı kandillerle
yüreğimi yüreğine zorunlu beklentilere açardım
Gülüşlerinin cemreleriyle sokuldum düşlerine, günlerden özlem
Bülbülün çığlığına karıştı sesim, unutuluşun diğer adıymış elem
Kirpiğine toz değse incinirim, ölümdür sarılışlardaki hazin sitem
Sevdanın masalı iki kişiyle yazılır, hüzündür dokunuşları kül eden
Alevle sarmal olan bir kentin penceresinden bakıyorum aşka, ufkumda mavi sular, ruhumda yeşil ormanlar. Kuşlar polenlerini düşürüyor rüzgâr koyuna, dudakta nem, tende özlem, gönlümde elem. Hangi dağ alır beni koynuna söyle sevda bakışlım, gelmezse o çok özlediğimiz baharlar!
Öperek bütün öfkelerin sağrısını
Bir yürekte bin dudak olurum ben
Kapı aralığına sıkışan korkumla
Koyaklarımda kaçak sevdaları gizlerim
Yürürüm baharlara, ferman çıksa da katlime.
Düşünüşlerimin yankı tepesindeyim, güneş yüreğime, rüzgâr alnıma sokuluyor
Talanlanmış ruhumun kelepçesinde bir kadının eli, öpüşüyle kahrımı sıvazlıyor
Nicedir aşkın sırlarını çalıyorlar gövdemden, aynalarda çürümüş buğday başağı
Herkeslerden gizlediğim tanımsız bir korku aşk, gizledikçe beni sevdaya ışınlıyor
Narayla dövülen o yaşam kılıcımın kabzasına aşkı işlettim yüreğimin sultanına, saraylarımda özgür salınışlarla dolaşsın diye. Masalları gerçekle değiş tokuş etmiş ben uykudayken, sedef gülüşlerinin damarlarından mutluluğu sağayım diye. Ömürler büyütmüş dizlerinde ikimize, soylu ninnilerin saf labirentlerinde yolumu yitirmeyeyim diye. Dünlerin kurak iklimlerini rüzgâra sermiş sonra ruhumun asma köprülerinden geçerek sevdanın cennetinde sonsuza dek sevişelim diye.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.