Nicedir gönlümün hüzün ovalarında yağmurları bekliyorum
Fırtına öncesi bir suskunluk var avuçlarımın atar damarında
Ve sen kendi savaşımla benliğimi baş başa bırakan bir aşksın
İçten bir gülüşün tablosu sallanıyor aşkın yoksul duvarlarında.
Ruhumun yatay aynalarında sevdanın romanını okuyor bir kadın
Bir köpek uluması şafakta
Kınını arıyor bir bıçak
Peşinde öfkeli gölgeler
Kan tutmuş namluyu
Vakitsiz bir sala semada
Hangi ihanetin hıçkırığıdır dildeki!
Eskimiş bir ninni ruhumun tahta beşiğinde
Gönlümde ölmüş bir engereğin hazin çığlığı
Uzak kavimler geçiyor ikrardaki çöllerimden
Yaşlı bedenlerin soylu ellerinde asırlık tütsüler
İntizar var göğsümün hicranlı kelepçesinde
Sevdanın üzengisine tutunuyor aşkla kadınlar
İncecik bileklerinden damlayan terli andı vakit
Aşk soluksuz kavrayışların dilaltındaki pastildi
Soğuktu utangaçlığın, yalancı masaldı aklındaki
Üşümüş bir yaprak gibiydi gövdendeki diri laleler
Eskimiş vapurlar geçiyordu kasvetli bakışlarından
Aşina bir şiirim sana, kanayan yerlerimde sen varsın
Dilerim ki, gözlerin çiviliyken ruhuma, zaman aksın
Kaç bahar varsa ömrümde, sensiz olacaksa uğramasın
Çırılçıplak gel gecelerime, o an isterse, kıyamet kopsun
Sular çarpınca yüzüne göz kapaklarını aralarsın düşünüşlerin. Soruları raflara dizer, yüreğinin bağlarından koruk üzümler toplamaya çıkarsın. Her sabah taze umutların güneşiyle ışır yeryüzü, her gün devrilimiyle hüzün istila eder anlayacağın yüzü. Sevdanın ayrık otlarıyla yeşillenen bahçelerde mevsimlerin ruleti hep fesat yüreklerde estirir güzü.
Ters bir rüzgâr sokulur az sonra yüreğimden içeri, arar yosun gözlerini
Unutuluşun şarkılarıyla kükrer için, süpürür çöpçüler yitmiş düşlerini
Gıcırdar aşkın köhnemiş kapıları, haylaz bir özleme dönerim yönümü
Kıymıklara karışıp denizlere açılırım, aşka adarım şu yorgun ömrümü.
Kırık bir rüzgâr sızar birazdan yüreğine, sarar bir ürpertiyle bedenini
Çatal bir yol ayrımında rastladı azrail’e,
Kesildi Kıvırcık Ali’nin birden özü sözü
‘Gül tükendi, ben tükendim,’ gönül öksüz
Şafak sökecekti birazdan, türküler durdu.
Uzun geceden çıkmış, yorgundu ruhu
Farklı bir yüreğin sevecen sarnıçlarında konukla beni
Ufuk çizgileriyle donat seven yüreğimin kafeslerini
Takma, ne sözün ülkesini, ne de gözyaşının zerresini
Dünlerini geri getirmez anılar, yıpratmasın acılar seni
Yarın hep olacak unutma, kır paslanmış tüm saatlerini
Aşk ki, eninde sonunda ıslatacak kurumuş kirpiklerini.
Hüznü parçalanmış kırlangıçlar gibi,
Gülümsercesine yaşamak şu hayatı,
Yıkık duvarlarıma çamur taşır kuşlar,
Aşk çok derindir, asla onarılmaz.
Oynar durursun yüreğimde durmazsın,
Sana kurulmuş saatlerin zembereğine yağmur düştü, ıslandı anılar
Yasaklı günlerin prangaları eskidi gülüm yokluğunda, neredesin yar
Hicran yüklü gemilerimiz fırtınaya tutuldu, alabora oldu bak aşklar
Bir masal artığı oldu aşkı sensiz yaşamak, tükeniyor yârim umutlar
Suskun günlerin özlem kokulu yastıklarına düşünce yalnızlığın gölgesi, biz ağrılı parçalara verirdik tüm dikkatimizi. İçli dalgalar çarpardı içimizin tortulu kayalarına, umarsız bilmecelerde kaybolarak uzaklara gideriz ve çekip giden günlerin arkasından sessiz ağrılarla el sallarız. Yorgun geceler kalır karanlık içimizi yakarken ve dudaklarımızdaki özlem isimsiz bir şarkının adıdır, sular kayar gövdemizden ve işte o an bir ateş avuçlarımızdaki kabullenişin tortulu anahtarıdır.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.