Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Benim de yüreğimden geçti harelenmiş bir sonbahar
Bizim de sevdamıza ağlardı kuşlar, sallanırdı dağlar
Haber geldi yalnızlığımdan, dostlar duruşmam var
Kırılsın kalemler, açılsın zindanlar, aşkı asacaklar

Hüznün en keskin dönemecinden dönerek, titreyen sesinden tüm mavilerini geride bırakarak, ulaşamadığım düşlerimi görünsün diye sana sundum. Kim bilir, belki tecrittim bir ezginin natürelliğinde. Sevişmek için fotoğraflar seçtim albümlerden. Ne yasağım, ne korkum, ne de koynuna girmeye korktuğum geceydi sorgum.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Yenilgilerin tüm tomurcuklarında dünün göz yaşlarında gizlenir yüzün
Her mevsim dilindeki türkülerle sessizliğinin tohumlarını ek hayata
Ağladıkça kan yağar göklerden, kimi yürekten dökülür, kimi aşktan
Unutuluşu geri vermez anılar, hiçbir zaman da aynadan izlenmez hüzün


Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Uzun kışlar gibiydi seni özlemek
Yalnızlık alevle sevişirken ocakta
Sesin rüzgârın ıslığına darılmaktı
Çok üşümekti kokunu özlemek
Yorulmuş sözlerimi susturmaktı
Geçmeyen yudumdun boğazımdaki

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Devrik bir düşünüşün yenilenmiş mevsimleri çaldı kapımı, aylardan bahar
Silik dünler döşedim yürek raylarıma, döküldü aşkın dallarından yapraklar
Bir ömrün saklanma odalarındayım, üşümüşlüğümü göstermiyor ki aynalar
Kurtarma bedenimi aşkın yangınlarından, söndürmez özlemli ruhumu sular


Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Yanılgılar çizerek yaşıyorum ben beyaz kâğıtlara
Öksüz düşler maşrapasından haz içmekmiş hayat
Kızgın güneşleri okşamakmış hayali düşünüşlerle
Kaybolan vuslatların mevsimlerine sokularak
Anlam aramakmış aşk toprakla sevişen lahitlerde

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Derelerce akıp ülkeme basıyorsun köprülerimi şiir gözlerinle
Kimi karlar taşıyorsun ömrümün yanmış, yakılmış çöllerine
Sevincim, ihtiraslarım ve tutkularım firari bir bakıştı farz et
Seni sevmenin ibadetini viran olan gönlüme ruhunla nakşet

Masalsı tutkularımızın sözümüzü boğan ırmak akışlarında aşkları çocukların oyun alanlarında arardık kimsesiz. Dilsizliğin alnından öptükçe biz, sabrımız çatlar, ayrılıkların içli şarkılarını dinlerdik. Büyük çığlıkların öksüz suretlerinde şiirler dizerdik noktasız, virgülsüz ve başlıksız. Yaralarımız bedenimizi sarınca, bu aşka çile heybelerini yükler, sevgi kervanımızı uğurlardık. Yelde yaprak olurduk geceler boyu savruk, sele kapılmış bir çiçek bulur, avunurduk. Tenimiz kuduz nöbetleri çekerken ölümsüzlüğü mecnun gibi çöllerde solurduk.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Yüreğinin sığ menzillerinden hicranlı bir sevdaya yürüyorum
Göğsümdeki arsız bir zamanla, düşlerimi salıyorum suretlerine
Sevda güle vuslat sızısıyla yürürken ruhumun izini sürüyorum
Eksik yaşadığım ne varsa yaşamak istiyorum kutsal yüreğinde


Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Ne tanımlı bir ilah/isin sen, kadrinin dalgalarıyla alıp beni kendine çeken, yüreğimin masal atlarını cennetine dizginleyen, çiçekli bahçelerde lalelerine, leylaklarına, menekşelerine âşık eden. O büyülü gönlünde senin şifan ile dolsam, bir turnanın kanadında ülkeler geçsem ve rahmetinin şerbetlerini kullarına içirsem.

Seninle anların şahididir kâinat, en büyük günahların cenderesinde çeker tülleri, kapatır ışıkları, an yumuşacık bir yatak olur, huzur odada ruhunu bulur ve sana duyulan aşk yangınlarla büyüyen bir sevda gibi sevincin kandili olur. Sen uhrevi duyguların, kendini her gün bir boşluğa bırakanların, korkularının suretlerini sisli bir yaşanmışlıkta arayanların coğrafyası olur, nesli tükenmiş turnalar uçar gölgene sığınır ve ahir bir yürek kapsülünde sönmüş tüm yıldızlar ellerindeki rahmetle yönünü bulur.

Hakikat Nur/ışığınla dolanmaktır evreni. Sana sevdalanmak ışığa ritmi, çiçeğe poleni, yaprağa gizemi, kâinata seviyi, topraktaki köke çiyi, kuşlara sevinci, gönüllere sevgiyi, tabiata sırrı vermendir. Sana sevdalanmak gönlümüzün aşinan toprağında her bahar yenilenmek, gövdemizin sırlarıyla varlığına şükretmektir. Bir yudum suya dudak vermek, bir lokma ekmeğe şükretmek ve bir anlık nefese avuç açmaktır. Sen karanlıktaki yol ışığımız, gönlümüzün tanımsız ummanı, içimizin hiç eksilmeyen amberisin.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Bıçak kesiğinden damlayan düşlerin ayazında gece
Günlerden elem, bozuldu ezberin dargın iklimleri
Meydanda tiksindirici bir bulut, sonrasında tazyik
Ateşi söndürmeyen su yüreği nasıl söndürsün!
Lokman hekim lal dillere hangi merhemi sürsün!

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Bir menekşenin esintisi sevdalı gönlümün harap kıraçlarında
Bir kadının gözleri dolaşıyor yârin uğramadığı mezralarımda
Gök rengini unutmuş, denizler kendi tuzunu yutmuş nicedir
Ve aşk müptela bir yalnızlık gibi yorgun ruhumu talan etmiş

Bildik bir gülüşün o hiç okşanmamış sözlerine aşina bir duruşmadan çıkarak yolcu etmiştim seni gerçeğine, gözlerindeki yalın yaşları elinin tersi, gönlünün demi ile silerken. Ruhunun duvarlarından dökülen o asırlık sıvaları anlatılarının arasına yeniden katarak sevginin harcını karmıştım ben, sen o bildik finalin kapı aralığından yüreğime bakarken. Utangaç bir rakstı gülüşlerin ve yağmalanmış bir güzellikti düşünüşlerin. Kelimeler sızacak bir aralık ararken, ben yılların eskitemediği ellerine uzanmanın planlarını yapıyordum, dudaklarımı o derin çizgilere hapsetmeyi dilerken.

Devamını Oku