Kendi içine genişleyen bir Evren gibiyim bu aralar
Ne zaman patlarım bilinmez
Konuştuğu
Düşündüğü
O ılık
O şehvetli iklimini yaşatacak bir coğrafya bulamayan her bahar
Kendi içinde titrer
Özlem SABA
Şöyle yan gelip koymadan başını
İkiz bir yastığa
Yaslamadan yüreğini
Başka bir yüreğe
Onca kurda kuşa verdin.
Dağa, taşa, toprağa.
Gece kendi kendine oldu,
Gündüz kendi kendine…
Melek kendi kendine oldu,
Bazı insanların ilişkileri ve bazı insanlarla ilişkiler neden hep kısa sürer, yürümez diye düşünüp durmuşumdur kendi kendime.
Ve buldum galiba sonunda.
Çünkü bazı insanların kendilerine tahammülü yoktur,
Dolayısıyla, insana tahammülü yoktur.
Ruhuma yabancı gölgeler gelip geçerken önümden
Takipsizliğin en masumunu yaşıyorum
Kaygan zeminlerde buluyor kendini keskin arzularım
Bir gece kuşu daha uçuruyorum kalbimden
O da yoruldu dönmekten
Kırıldı gramofonun iğnesi
Şarkısı bitti hayatının
Bitince müziği içinde
Gülüşünü askıya astı kadın
Uzaklara dalıyorum kaç zamandır
Binmediğim trenlere binip
Gitmediğim yerlere gidiyorum
Bir tek
Kendimle göz göze geliyorum şu aralar
Çocukluğunda ışığı hiç görememiş çocukların yolunu şaşırmaktan, kaybetmekten başka şansları yoktur.
O ışığı ise, ilk önce ebeveynler yakar. Beklenilen anne baba olmasıdır ancak bezen bu bir abla, abi, kardeş, belki çok uzak bir akraba olabilir.
Bir çocuğu doğduğu evlerdeki tek bir kişinin anlaması, onaylamsı, sevmesi bile o çocuğun kaderini değiştirir.
Hayat, bizleri dünyaya getirenlerden öğrendiğimiz davranış modelleriyle idame ettirdiğimiz, başını hatırlamadığımız, sonunu bilmediğimiz engebeli bir yokuştur ve bize ne gösterildiyse, onu öğrenir, onu taklit deriz hayatlarımızda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!