"Haberin var mı taş duvar
Demir kapı, kör pencere
Yastığım, ranzam, zincirim
Uğruna ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim
Haberin var mı"
ah benim şu yabancı hallerim.
değişik, huysuz, uyumsuz hallerim...
olduramamışlıklarım...
bundandır sofrada çayın,
bardakta rakının yarım kalışı.
Eskiden şiddetle tepki vereceğim bir olaya şimdi sadece seyirci kalıyorum.
İnsanların kendilerini nasıl küçülttüklerini derin bir sessizlikle izliyor ve kendime sahip olduğum için şükrediyorum.
Çünkü artık biliyorum ki, saygıdan bi haber olan insanlarla girişilen her türlü tartışma saygı çerçevesinde bitmez.
Boş çerçeveler gibi yalnız yürekler,
Denizi kurutur,
Ayı da, sürüklermiş geceden.
Emekleyen bir çocukmuş Güneş.
Vaktinden geç gelen,
Bir şekilde yanaştık da
Limana değil bu kez
Fırtınaya
Öldük demek için belki çok erken
Ama tükendik ustam
Irak gönüllerin uçurumuna kurulmuş
Bir ince köprüdür yüreğim
Cehennemi ateşlerden
İnce ince sızan
Bir Hiroşima yangınıydı yokluğun
Esas tür olan (xx) ve türün mutantı olan (xy) ise
Geçiniz siz o mitolojik safsataları
Madem her tür tersiyle mümkün ve makbul ise
Kadını Kadın yapan Erkeğidir denebilir o zaman
Yalvarırım Üzerime Saldığın Yağmurları Geri Al
Sürgün bana, olmadığın her yer
Ve sürer bahar, olduğun her yerde
Kalbi kırık nilüferler gibi
bu kez acı çekme sırası bizde.
acıyı kaldıramıyor minik yürekler.
ve karanlığın emzirdiği,
geleceğin hüzünlü çocukları,
lütfen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!