içimde kendiyle savaşan
ince, cılız bir ses.
keskin ucu bıçağın,
kanatır, ama fark edilmez...
ben sanki;
Ah benim kadim şehrim
Memleketim
Gazisi sonradan düşürülmüş
Defalarca işgal edilmiş memleketim
Gaia'nın bakışlarında mı gizlidir acın
Üzerinde gezinen hoyrat adımlarda mı
Mesafesiz ayrılıklar vardır
Mesafesiz birliktelikler
Uzak ya da yakın olmak kimin umurunda.
Mühim olan ne kadar hissedebildiğindir onu
Bir mineyken daha
Gözbebeklerine yazıldı o gülün kederi
İlahi bir hattat
Bir bezm-i tarab edası yükselirken yerden göğe
Fırçası, diviti
Ve der ki şair
"Karşılaştır şimdi ölmüş bir saadetle yaşayan mutsuzluğu''
Ne çok konuştuk seninle
Havadan sudan
Felsefeden
Her gönül kendi Mey'inin sarhoşudur,
Ve hiç kimse, aynı derecede sarhoş değildir.
Aynı bağın üzümü altında yudumlarken Mey'ini
Düşündüm birden
İnsan da kaybediyor neleri nelerini
Ve tam tükettim derken her şeyini
Bir üzümün alacağı en büyük mertebe misali
Şimdi ben seni sevmeye kalkarım da
Kaç kişiyi gömdüm kalbime
Ağırlığı muamma
Söyle kaç kilo çeker Aşk'ın
hayatımın müfredatını hazırlarken,
bana sormadılar ki,
programlarına uyayım…
Sanatın altında yatan birincil neden varoluşçuluktur
Varoluşçuluğun altında yatan bilinç ise, insanın kendini arayışı, sorgulayışı ve buluşudur
Üretmek ise, varoluşçuluğun en olmazsa olmazıdır
İşte bu yüzden yine diyorum ki; önüne konulan her şeyi aynen yiyen ve konulmadığı taktirde 'aynı şeyin, olduğu gibi' konulması için her uyumu gösteren birinden sanatçı diye söz edilemez




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!