Neresi gurbet
Neresi memleket
Neresi yalnızlık
Ve neresi kalabalık
Ey düşman eteklerine kadar ulaşmış Türk Milleti.
Ey o temiz bayrağını güve yemiş halk.
Kurdun bedeninde...
Ne duruyorsun.
Ne uyuyorsun..
Unuttun mu?
Yağmura aşık her kelebek, bir gün solar
Ateşe aşık her pervane, an gelir yanar
Nadasa bırakılmayan toprağa fidan dikilmez
Dikilse de, kök tutmaz, boy vermez
Ürkek bir ceylan, üşümüş, korkmuş üstelik.
Kaçmış insanoğlun hoyrat ruhundan.
Gezinip durur yalnızlığın buz dağlarında.
Dur, yapma!
Saklanma karlar ardına.
Yeryüzüne inen her şey kirlenir.
Bırakın ne var ne yok yerinde kalsın.
Ay'ı, Güneş'i, Aşk'ı peşinizde sürüklemeyin.
Bırakın değerine, gökten gülümsesin.
Havva ve Âdem’e benzetmeyin hikayenizi.
Hem ruhum hem yüreğim yanlış coğrafyalarda esir kalmıştı
Göğsümün ortasından zorla sökülen yüreğimi geri olmak
Bana zorla dayatılan kaderi reddetmekten daha zordu
Özlem SABA
Demini almış çay gibiydi yüzü
Öfkeli bakışlarının ardına saklanan gülüşü
Yalnız bir hayatın acımsı dumanını içine çeker gibi
Tedirginlikle soluyor
Ve bir yabancı gibi dokunuyordu her seferlerinde elleri
Bir ağacın düşmekte olan son yaprağı gibiydi,
Titriyordu.
Gerçekle yüzleşmek zordu.
Onca zaman kendini ağacın gövdesi sanmış ve yanılmıştı...
Oysa ki o;
Kalbimi taşlıyorlar anne
Küçücük bir kuşa
Topla, tüfekle ateş ediyorlar
İnsanlar kuşlardan ne istiyorlar anne
Aslında her kuş sessiz uçardı havada..
Bilmezlerdi kanatlarına kaç umut asıldığını.
Her kuş, bastırılmış isyanların çığlığıydı oysa.
Kanatlarında onca ağırlık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!