Dostluk ellbisemiz nede güzel dokunmuş yüreklerimize
Canla,
Sevgiyle,
Samimiyetle,
Cana can ile
Can dostum...
Düşle Beni Kadınım
Düşle beni kadınım,
Bir akşamüstü,
Gelincik tarlasına bürünmüşken gökyüzü,
Öylesine kızılca,
Elvis Çiçeği
Saçların dört mevsim ayrı ayrı bir sevda,
gizli bir sır gibi savrulur rüzgârlarda.
Yeni doğmuş bir bebeğin kokusunda
sol yanım huzurla dolar,
Yaprakları dökerken Eylül,
Vurulur düşlerimde
Yaz kanatlı güvercinler
Aylar yıllar tükendi
Yine geldi
seni benden bir daha aldı Eylül ayı
Bir Eylül ortası,
Zaman gece yarısı,
Dışarda deli bir rüzgar
Yaprakları koparıyor dallarından...
Oysa ay daha parlak,
Işığı daha soğuk
Sevişmek — Ruhun En Eski Dili
Bir geceydi, gökyüzü çıplak,
Ay, tenimize düşen bir dua gibiydi.
Rüzgâr, saçlarında gezinen bir tanrının nefesi,
Ve biz, iki yarım gezegen, birbirine kavuşmayı bekliyorduk.
Gece, omzuma bıraktığı sessizliği
bir çocuk duası gibi özenle katladı.
Ay, eski bir pencerenin buğusunda
adımı unuttu;
gökyüzü, beni kendine sakladı.
Gel...
Sessizce yaklaş bana,
Avuçların avuçlarımda kaybolsun.
Alnıma bıraktığın tek bir öpücük,
Ömrümün bütün yalnızlığını sustursun.
Gözlerin gözlerimde derin bir deniz olsun,
Gözlerin – Bir Maviye Dokunmak
Gözlerin…
Gözlerimde şiir mavisine dönüşen yağmur damlacıkları.
Bir bakışın var ya senin,
Bir ömrü durdurur, bir zamanı susturur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!