Son demleri baharının, yazının
Yaklaşan mevsimin kıştır ihtiyar.
Makamı hiç değişmiyor sazının
Hele söyle bu ne iştir ihtiyar
Fark etmez saçına kırlar dolsa da,
Yaş elliyi geçti, yani en fazla
Kaldı ömrün üçte biri ihtiyar.
Son durağa doğru gidersin hızla,
Elli üç seneden beri ihtiyar.
Bilmem yerinde mi gitti mi akıl?
Veda etmemişiz fani dünyaya,
Çok şükür Allah’a yaşlanıyoruz.
Dalıverip onca renkli rüyaya
Akşamdan sabaha yaşlanıyoruz.
Yaşayıp gitsek de böyle pür neşe,
Alimle yol çekilir her mevkide
Cahille yürümek zormuş ihtiyar.
Velhasıl kırk elli yıldan ziyade
Seni böyle kullar yormuş ihtiyar.
Anan, baban, ablan, abin sığmıyor
Ne canlar, ciğerler yaktı kavurdu,
Acaip bir yıldı iki bin yirmi.
Çok fidan kuruttu, çınar devirdi
Fırtınaydı, seldi iki bin yirmi.
Mart idi saldırdı dünyaya covid,
Hiç değişmez hayatın iki yüzü,
Birisi mutluluk, diğeri hüzün.
Bilemeyiz bir saat sonra bizi
Hangisi karşılar bu iki yüzün.
Yoğurabilirsen suyla ateşi.
Acısıyla tatlısıyla,
Hayat her şeyiyle güzel.
Dikeniyle, çalısıyla
Rengarenk gülüyle güzel.
Sonuca etme itiraz,
Rabbimizin can verip yarattığı,
Kelebek de güzel, çiçek de güzel.
Karaya, havaya, suya attığı
Yüzlerce, binlerce böcek de güzel.
Yüzleri güldüren baharlar, yazlar
Yüreğimi gazel gibi,
Yakmak var mıydı hesapta.
Karşıma geçip el gibi,
Bakmak var mıydı hesapta.
Vurdun tepeme tokmağı,
Hisar Nurdağı'nın şirin köyüydü,
Gel gör ki taş üstünde taş kalmadı.
Kırk beş yıldır dostluğumuz koyuydu,
Artık aramızda hoş beş kalmadı.
6 Şubat günü tam seher vakti,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!