Rabbimizin can verip yarattığı,
Kelebek de güzel, çiçek de güzel.
Karaya, havaya, suya attığı
Yüzlerce, binlerce böcek de güzel.
Yüzleri güldüren baharlar, yazlar
Biz de toprak olacağız sonunda,
Üstümüzde ya gül açar ya diken.
Belki rızık kesilecek anında
“Bana bir yemek ver, su ver” der iken.
Son bulur oyuncu olduğun dizi
Yüreğimi gazel gibi,
Yakmak var mıydı hesapta.
Karşıma geçip el gibi,
Bakmak var mıydı hesapta.
Vurdun tepeme tokmağı,
Fırıl fırıl dönen deri koltuğa,
Kurularak dem-i devran sürersin.
Fakire bakmazsın, süslü konuğa,
Sarılarak dem-i devran sürersin.
Kıymetlisin altın bilezik gibi,
HÜKÜM
Tutup kafama attığın,
O kocaman taşta kusur
Taşa doğru uzattığım,
Bu akılsız başta kusur.
Tutup kafama attığın,
Taştadır suçun büyüğü.
Taşa doğru uzattığım,
Baştadır suçun büyüğü.
Kırk senedir gelmedi yaz,
Üzerine güneş doğalı beri,
Yıllara takılıp gidiyor insan.
Hazan en son uçuruyor haberi,
Yellere takılıp gidiyor insan.
Süs değil ki hep duvara asıla,
Tamam eyleyerek altmış beş yılı,
Gönlünce bir ömür sürdü Halil Bey.
Lakin son senesi geçti acılı,
Eşini toprağa verdi Halil Bey.
Yanaştı kıyıya bir sessiz gemi,
Bu aşkın sözünü etmeyeceğim
Varsın ölene dek dursun içimde.
Ulu orta yanıp tütmeyeceğim,
Sen bil yeter hala korsun içimde
Eğlenceye döndü seni özlemek,
Yer içersin geçer açlık susuzluk,
Biraz uyu kaybolur uykusuzluk.
Maalesef beşikten mezara kadar
Yaşıyor insanda bu duygusuzluk.
01.03.2025 İstanbul
Ramazanın ilk günü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!