Tepeleyip geçmesen de hoyratça,
Ömrümü yoluna sersem diyorum.
Kimselerden çekinmeden rahatça,
Usulca koluna girsem diyorum.
Terk eyle bu ürkek, utangaç hali,
Evde, işte, fabrikada, tarlada
Vatan, Millet, Bayrak aşkı işte bu.
Hiç kimseye söyletmeyiz zorla da,
İçte yoksa, eğretidir dışta bu.
Ne gelip geçici heves, ne moda
Yüreğimi kanatsa da dikeni,
Gönlümü fetheden gülden vazgeçmem…
Baş tacı eyledim beni yakanı,
Leyla Mecnunuyum çölden vazgeçmem…
Tutunacak bir dalım var çok şükür.
Şehir şehir gezip tozan birini,
Bir eve kapatmak zormuş vesselam.
Bulamasam da kitapta yerini,
Suçsuza da hapis varmış vesselam.
İyiyse; sevgiyle, saygıyla aran
Senelerce beklediğim sevgili
Çıkıp geldi eda ile, naz ile
Yağa bala batırıp da şu dili
Gelişini kutlamalı söz ile.
Mecnun, Kerem, Ferhat olsa da adım
Çık Samsun'dan takip eyle kıyıyı
Sonunda karşına çıkar Yakakent.
Kullanmana gerek yok beş duyuyu
Seni kendisine çeker Yakakent.
Bizans’ı ezince Yavuz'un atı
YAKIŞIYOR
En az kalem defter kadar
Eline saz yakışıyor.
Gerçeği edemem inkâr
Diline söz yakışıyor.
Her yüreğin yanık bir türküsü var
Acı geçer, elem geçer içinde.
Dinle bak tepeden tırnağa kadar,
Kavrulmuş bir Kerem geçer içinde.
Gözler coşar geçince nakarata,
Dikilir karşına bir güzel ceylan
Yüreğini gözleriyle yaralar.
Ekler üzerine birazcık yalan
Tatlı, şirin sözleriyle yaralar.
Dili durmaz; yersin üç beş taşını
Ya soğuk ya sıcak bir savaştadır
Sevgili ümmetin Ya Resulallah.
Sıkıntıda, korkuda, telaştadır
Ahmet’in, Mehmet’in Ya Resulallah.
Arkadaki kıskanç, mağrur öndeki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!