Gün gelir en sıkı dostluklar biter,
Can bedenden, beden candan usanır.
“Bunca telaş, uğraş yeter” der “yeter”
İnsan bu virane handan usanır.
Bu dünya hayatı boştur can için,
Evde gezer dolaşır bir ayağın,
Diğeri Maraş’ta, Çorum'da üstad.
Hakk’a emanetken yuvan, ocağın,
İşini yaparsın kurumda üstad.
Nasibin, kısmetin vardır ki az çok
Müfettişin hali vakti nasıldır,
Yazmak istiyorum kaçtır üstadım.
Bu nadide meslek onlarca yıldır,
Başımızda altın taçtır üstadım.
Yaşanmış bir hayli tatlı dönemler,
USTA
Siyasetin kitabını sen yazdın
Aklını kullanan okuyor Usta.
Yarasa tiplerin gözünü bozdun
Işığın onları yakıyor Usta.
Uzanıp yatmışım kara
Topraklarda üşüyorum.
Meylettim yüce dağlara
Konaklarda üşüyorum.
Eylüldü çıldırdı evren
Deli gönül şu üç günlük dünyada,
Düşmesin bağrına közden uzak dur!
Çok dolaşma, hayallerde rüyada
Gün doğanda erir, buzdan uzak dur!
Öyle adam (!) var ki susarsa çatlar,
Eften püften sebeplerle bir kula
Sitem edip kırılmaya vaktim yok.
Boğsan da ödüle, paraya pula,
Kavga edip gerilmeye vaktim yok.
Hariçten bir kuyruk takmam ardıma,
Beni kalpten vurdu o aşk perisi,
Elinde bir oku, bir yayı vardı.
Görünmezdi göze başka birisi
Bu işte ya sihir, ya büyü vardı.
Dünyanın en güzel gülüydü bence,
Deli gönül hâlâ seninle dolu,
Başka yârim, yaranım var diyemem.
Sen arayıp sormadıkça bu kulu,
Arayanım, soranım var diyemem.
Unutulman korkum da, endişem de,
Kaçıyorsun benden kırk yıldan beri,
Kırk yıl daha saklanmaya var mısın.
Hem ararım alt üst edip her yeri,
Hem beklerim, beklenmeye var mısın.
Bir kez görsem buz kesilir her yanım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!