Yaratan’ın kesin emri
Gelenler gidiyor işte…
Şu fani dünyada ömrü,
Dolanlar gidiyor işte…
Gelince Makam’dan davet,
YANARSIN! ..
Şansı olan kızıl korda dans eder;
Sen bir avuç soğuk külde yanarsın…
Bilmem ki bu hale alimler ne der?
Buz tutmuş denizde, gölde yanarsın..
Temelsiz bir konak gibi,
Sallanırsın yalan dünya! ...
Eline düşen garibi,
Kullanırsın yalan dünya! ...
Tanıyanlar iyi tanır,
Durduk yerde kaybolmasın huzurun,
Kimsenin işine karışma oğlum!
Dağ olur ufacık özrün, kusurun
Hoyrat insanlarla yarışma oğlum!
Hayat yolu bitmez budalalarla,
Eline verilen körpe fidanlar,
Kuruyorsa sebep sensin elbette.
Hastaların gidip başka Lokmanlar,
Arıyorsa sebep sensin elbette.
Sevgi ile yaklaşmazsan sen ona,
Huzur ikliminde yaşatır seni,
Kutsaldır yaptığın iş öğretmenim!
Bilginle aydınlat donat çevreni,
Oluver topluma baş öğretmenim!
Ellerinde büyür; kaymakam, vali
Cesurum çok şükür, hiçbir olayda
Ödlek davranmadım, korkak olmadım.
Dayı tiplileri almadım kayda
Kimseye amele, uşak olmadım.
İmrenmedim zenginlerin puluna,
Başlayınca sevdamızın düğünü,
Yıldızları çağıralım olmaz mı? ..
Sevdanın o tılsımlı sözcüğünü,
Her tarafa bağıralım olmaz mı? ..
Sabredelim ateş alsın harını,
Bunca sene yaşayıp şunu gördüm;
Yerine konmayan hazine sağlık.
Rastladığım her tür hastaya sordum;
Bize lazım olan şey yine sağlık.
Bal şerbet değildir, yenip içilmez
Sağa sola yalpalayıp sallanmaz
Bir dağ gibi dimdik durur bir adam.
Dışı çıplak içi boş söz kullanmaz
Cahile dersini verir bir adam.
Yüzü, gönlü soğuk olmaz kış gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!