Deli dolu akışınla,
Bendimi söker geçersin…
Hiddet yüklü bakışınla,
Gönlümü yıkar geçersin…
Sevdanla sarsılan dağın,
Unutsan da bu gün sen beni Burdur,
Yaşattığın kışı, yazı unutmam.
İnan ki gözüme dizime durur,
Yediğim ekmeği, tuzu unutmam.
Kavaklık’tan aşağıya bakardık,
50. Yıl Şiiri
Hodri meydan çekiyordum yıllara,
Sayı çoğaldıkça işler değişti…
Dev kayalar döker oldu yollara,
Eski ufak tefek taşlar değişti…
Fatih Sultan İstanbul’u alarak
Pırıl pırıl bir çağ açmadı demek (!)
Ulubatlı o gün şehit olarak
Bu fani alemden göçmedi demek (!)
Ne imparatorluk kurdu ne devlet
Perhiz yapmamı tavsiye eden saygıdeğer Doktor Sıtkı Bey’e
Arz-u halimdir
Günde on lahmacun, beş- altı somun
Yemediğim zaman duramıyorum!
Bir tencere bozbaş, bol pilav olsun
Daha fazlasını aramıyorum!
Senelerce beklediğim sevgili,
Çıkıp geldin eda ile naz ile…
Unutmadı yaptığımız kavili,
Çıkıp karşıladım güler yüz ile…
Güzelsin; üç bin altı yüz beninle,
Dağınık evlerin, yokuş bir yolun
Yemyeşil ormanın vardı Çamalan.
Tek başın, tek gövden, beş büyük dalın
Geniş bir alanın vardı Çamalan.
Yolun dik; koymazdı dizimde derman
Erciyes’in eteğinde yükselen
Çınarımsın Hayriye Dabanoğlu…
Bahçemize renk renk güllerle gelen
Baharımsın Hayriye Dabanoğlu…
İlim irfan erleriyle her yanım
Kader bu; Hazreti Adem’den beri
Ruhumuz bedenden uçmaya hazır…
Çattığında; vakti, saati, yeri
Üç günlük dünyadan kaçmaya hazır…
Süre veremezsin takvime bakıp
Onlarca senedir misafirimsin
Seni hiçbir yere salmadım inan…
Yüreğime astığım tek resimsin
Seni hiç oradan almadım inan…
Bazen seni ilk gördüğüm gündeyim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!