Herkesin kapısı biraz kendine benzer
Aslı kapıdır ama huyu insana benzer
Yorgun düşer zamanla ağırlaşır
Vücut ölçüleri değişir sığmaz yerine
Her zil sesi varlığın müjdesidir
Bazen ulaşılmaz olur çilingir ister
Çocukluğumuzdan bu yana
Kim bilir, kaç kez ilikledik kıyafetlerimizi.
Tek bir düğme kopsa,
Tüm ahengimiz bozulurdu ,
Utanır kapanır saklanırdık .
Dağ köyünde doğmuştu,
Nedeni yoktu, olamazdı...
Erkek olsa da önemli değildi !...
Lastik ayakkabılarındaki kelebek resmiydi farkları...
Engebeli dağların yamaçlarıydı onların oyun alanları...
Annesi ona kırkılmış koyun yünü verirdi,
Gençliğini yaşarken usandığın bu hayat,
Yarın geç kaldığın için doyamadığın bir özleme dönüşecek.
Eksilen her yüzde, veda ettiğin her insanda
Ve 'bizim' sandığımız her şeyde;
Kaybolacağı günü bekleyen birer emanet taşıdığımızı anlayacaksın.
Gelin basit bir tercih yapın.
Gücü olanları değil! vefalı olanları seçin.
Kalp , hayal kırıklığı yaşatanları değil ! ..
Ruhumuzu rahatlatanları taşır .
Karlı yollar .
Puslu yollar.
Sisli yollar .
Islak yollar .
Asfalt yollar .
Bu yol nereye gider dediğimiz.
Geçiyor,
Gecede geçiyor,
Acıda geçiyor.
Biraz izi kalıyor !
Geçmese;
Nasıl varılır yarınlara.
Zoraki rol nedir diye sorsalardı ;
İçin için ağlarken,
Gülümsemek zorunda kalmak derdim.
Verilen selamın karşılığına
Tebessümden başka hiçbir şey koyamaz insan.
Şahane manzaralı bir evde oturuyordu;
Ne şanslısın manzaran harika dedim.
- Sen görüyorsun ama ben göremiyorum dedi..
Nerede yaşarsan yaşa ;
Huzurun yoksa bomboş yaşarsın .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!