Yaşam ömrümüzü
sonsuza taşıyan kadın,
Ekin gibi ekti
yeryüzüne insanlığı.
Saçlarınla
yapraklandı, çiçeklendi,
Ne fırtınalar gördü bu denizler
Ne imbatlar, ne tuzaklar
Ne ateşler yakıldı sevdalara.
Esip kopup gitmeleri bilir
Yalnız başına sakin durmayı da
Deniz için üzülme, kendine üzül.
Geçiyor,
Gecede geçiyor,
Acıda geçiyor.
Biraz izi kalıyor !
Geçmese;
Nasıl varılır yarınlara.
Şahane manzaralı bir evde oturuyordu;
Ne şanslısın manzaran harika dedim.
- Sen görüyorsun ama ben göremiyorum dedi..
Nerede yaşarsan yaşa ;
Huzurun yoksa bomboş yaşarsın .
Güzel gören gözlerim var,
Ama bakışlarım şaşkın değil !
Kusura karşılık kusur değil,
Ben hep bir fazla yaparım!
Ruhumla seviyorum diyorum
Anlamıyorlar !..
Hani aynı gövde de
Bir ağacın yaprakları olursun da
Beklenmedik ,
Sonbahar gelir ,
Sessizliğin derinliklerinde,
Susmuşun kendi haline...
Hangi sahipsizliğin yüküyle!
Ot bitmez, kervanı geçmez dağlar ne yapsın?
Seyrediyorsun çevreni beklenti gözüyle...
Kainata bak,
İçimde duran söz dinlemiyor !
Yol uzun -
İz derin -
Bomboşluk -
Derin kayıt -
Ruha ziyan -
Geçmiş zamanlar uçup gitti .
O bir kum saatiydi aktı geçti .
Ortadan kaybolup
Kendi dünyasında yaşayanlara ,
Var olduğunuzu anlamayanlara ,
Ne söz işler ne de beddua ..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!